Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar

Avrupalı bankaların 90 milyar euroya ihtiyacı var


Kredi krizinin yabancı bankalara faturası her geçen gün kabarıyor. Yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını koruyabilmesi için 60 ila 90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı

ABD’de ortaya çıkan kredi krizi Avrupalı bankaları da olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını cari seviyelerde tutubilmek için 60-90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı. Banka yatırımcıları için iki ana endişe kaynağı olduğuna dikkat çekilen Goldman Sachs’ın raporunda, “Bunlar düzenleyici baskılar ve Avrupa kredi döngüsündeki keskin dönüş. Düzenleyici baskılara ek olarak kredi kayıplarının 1990’ların başındaki seviyelere dönmesi halinde bankaların sermaye ihtiyacı 90 milyar euroyu bulabilir” denildi. Mortgage krizi nedeniyle bugüne kadar toplam 38 milyar dolar zarar yazan İsviçreli bankacılık devi UBS, yılın ikinci çeyreğinde, yeni bir büyük zarardan, büyük vergi kredisiyle kurtulacağını tahmin ettiğini bildirdi.

UBS, ikinci çeyreği başabaş veya hafif zararla kapatmayı umduğunu ve buna 2.96 milyar dolarlık vergi kredisinin katkısının olacağını belirtti. Moody’s’in dün kredi notunu düşürdüğü UBS, piyasaların daha da kötüleşmesinin yatırım bankacılığı bölümünün daha önce açıklanan riskli pozisyonlarında değer düşüklükleri yazılmasına ve zarara yol açtığına dikkat çekti. UBS’in 2.5-7.5 milyar dolar daha zarar yazacağı ve yeni sermaye artırımına ihtiyacı olacağı söyleniyordu.

Kriz en çok UBS’i vurdu

Kurum Zarar (milyar dolar)

UBS 38

Merrill Lynch 25.1

Citigroup 23.9

HSBC 12.4

Morgan Stanley 11.7

IKB Deutsche 9

Bank of America 8.2

Deutsche Bank 7.4

Credit Agricole 6.5

Credit Suisse 6.3

Washington Mutual 5.8

JPMorgan Chase 5

Wachovia 4.9

Şener’e Gülen vetosu

Yeni bir parti kurma hazırlığında olan Şener’in, Gülen cemaatine yakın Abant Toplantısı’nda konuşma isteği kibarca reddedildi

Hale GÖNÜLTAŞ / ANKARA


AKP ile ipleri koparan ve yeni bir parti kurma hazırlığı içerisinde olduğunu açıklayan Abdüllatif Şener, “Fethullah Gülen vetosu” yedi.

Abdüllatif Şener önceki gün öğle saatlerinde eşi ve çocukları ile birlikte Bolu’nun Abant ilçesindeki Abant Palace Otele hafta sonu tatili için geldi. Aynı otelde Cuma günü başlayan ve Gazeteciler Yazarlar Vakfı tarafından organize edilen Abant Platformu’nun “Kürt Sorunu” konulu toplantısı devam ediyordu.

VATAN’ın edindiği bilgiye göre, toplantıdan daha önceden haberdar olan, ancak davetli olmayan Abdüllatif Şener, öğle yemeği sırasında Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yöneticileri ile ayaküstü sohbet etti. Şener, vakıf yöneticilerine, “Katılımcıların hepsi çok değerli insanlar. Buraya kadar gelmişken, öğleden sonraki oturuma katılıp arkadaşları bir selamlamak isterim” dedi.

‘Hükümet tepki gösterir’

Vakıf yöneticileri, “Kürt Sorunu” toplantısı için kabinenin tüm üyelerine davetiye göndermelerine karşın Başbakan eski Yardımcısı Şener’in toplantıda kısa bir konuşma yapmasına sıcak bakmadılar. Vakıf yöneticilerinin, Şener’in toplantıda konuşmasının, hükümet kanadında, davetin kendileri tarafından yapıldığı izlenimine neden olacağı endişesini yaşadıkları öğrenildi. Yine yöneticilerin, Şener’in bir konuşma yapmasının hükümet ile yakın ilişkileri zedeleyeceği, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönebileceğinin söylendiği bir dönemde hükümet kanadında tepki çekeceği göüşünde oldukları öğrenildi. Tüm bu nedenlerle vakıf yöneticileri nazik bir dille Şener’in konuşma isteğini geri çevirdiler.


AKP'li başkan, Ecevit'in heykelini dikecek

BUCA Belediye Başkanı AKP'li Cemil Şeboy, eski partisi DSP'nin onursal lideri merhum Bülent Ecevit'in heykelini, Barış Mahallesi'nde yaptırdığı parka dikecek. Heykelde kasketiyle ayakta duran Ecevit, elinde güvercin taşıyacak.

Barış Mahallesi'nde Ecevit'in adını taşıyan park yaptıran Şeboy, heykelin de siparişini verdi. Heykelde kasketiyle ayakta duran Ecevit, elinde güvercin taşıyacak. Başkan Şeboy barışı seven, düzgün kişiliği ile örnek olan Ecevit'in adının Barış Mahallesi'nde bir parka vermenin gururunu yaşadıklarını söyledi.

AÇILIŞI SEZER YAPACAK

Ecevit Parkı'nın ve Heykeli'nin açılışını DSP'nin onursal başkanlarından Rahşan Ecevit ile arası açılan DSP lideri Zeki Sezer'in yapacağı bildirildi. Eylül ayında gerçekleştirilecek açılışın ardından Sezer, Alsancak Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenecek mitingde konuşacak.

ANAP, DSP ve AKP'den Buca Belediye Başkanı seçilen Cemil Şeboy'un arada bir de YTP üyeliği var. Buca'dan sonra gözünü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na d

Telefon faturasını kim ödüyor biraz kabarık da ondan?

Ergenekon kapsamında gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay sorguda kendisiyle ilgili delil diye toplanıp yöneltilen soruları duyunca çok şaşırdığını söylüyor. İşte o sorulardan bazıları:

ANKARA - Gazeteci Balbay, Ergenekon soruşturmasında yaşadıklarını ART televizyonunda Gazeteci Emin Çölaşan ile birlikte yaptığı programda anlattı. Balbay, 9 saat süren soruşturmayı 3 savcının yürüttüğünü, Zekeriya Öz’ün ise sorguya girip çıktığını belirtti. Emniyet’te gözaltında iken kendisine sorulan bazı sorularla “çaktırmadan” sorgulandığını aktaran Balbay, “Birinci gün ‘Sizce bu örgüt nasıl bir örgüt?’ diye sordular. ‘Ben sizden öğreneceğim’ dedim. Polis zaten öyle bir örgütün varlığına ve yakalanan herkesin parçası olduğuna inanmış. Avukatım, ’İfade verirsen 2 saat sonra gazetelere gidecek’ dedi. Ben de polise ifade vermeyeceğimi söyleyince polisler bozuldular. ‘Oysa burada ifade vermeniz sizin iyiliğinizeydi . Savcılığa gitmeden herşeyi öğrenmiş olacaksınız, hazırlanacaksınız’ dediler” diye konuştu.


‘Belgeler nereden geliyor’

Suçlamanın tam şeklinin “halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik etmek” olduğunu belirten Balbay, savcılıktaki sorgulamayı da şöyle anlattı: “Siz yasadışı Ergenekon terör örgütüne üye olma zanlısı olarak karşımızdasınız” dedi. “Bilgisayarınızdan çıkan bilgi, belge, dönümanlar herkeste olmayacak şeyler” dedi. “Bunlar benim kitaplarımın malzemeleri” dedim. “Nerden geliyor bunlar size?” diye sordular. “Gazeteci haber kaynağını açıklamaz. Bütün gazetecilerin Ankara Temsilcileri ve yazarları bu belgelere dayalı kitap yaparlar” dedim. Belgelerde Devlet ve İslam kitabım ve hazırlamakta olduğum PKK’yla mücadeleyle ilgili kitabın dökümanları vardı, aldılar. “Bu belgeler size nasıl geldi? Burada ne işi var?” “Mesleğim” diyorum. “Bu belgeler gazetecilere ulaşır mı?” diye soruyorlar.

‘Ödülü niye aldın?’

Buldukları önemli belgelerden biri de şu: Vedat Yenerer’in Kuvvayi Milliye internet sitesi sitesi var. 2006’da Yılın Kuvvacısı Ödülü verdi bana. “Bu ödülü niçin aldın?” diye sordular. “Rauf Denktaş’a da verildi o ödül. En az 25 kişiye verildi” dedim.

‘Fatura kabarık, kim ödüyor?

Daha önce tutuklananların hepsini isim isim sorular. “Veli Küçük’ü tanıyor musun?”, “Susurluğun aydınlatıldığını düşünüyor musun?”, “Bu telefon faturalarını kim ödüyor, çünkü biraz kabarık görünüyor?” Ben de “Burada kalmamın en büyük faydası telefon faturalarım düştü” diye espri yaptım.

‘Tolon’a indirim yapmışsın‘

Hurşit Tolon ile ilgili herşeyi soruyorlar: Bağlantın var mı?...

“1. Ordu Komutanıyken makamında ziyaret ettim” dedim. “Ayda en az 10 ziyaret yapıyorum, cumhurbaşkanları, başbakanlar, yüksek yargı organlarının başkanları...” Tolon biriyle konuşuyor, özetini okudular. Paşa diyor ki: Biz bunu ilanen yayınlayalım. Balbay bize yardımcı olur. “Bu nedir diyorlar?” Yanılmıyorsam şehitlerle ilgiliydi. Tolon öyle bir duyuru için beni arayıp “Ne kadara mal olur” dedi. “2.5 milyar” dedim. İndirimli yayınlanmasını sağladım. “İlanın dışında haber de yapmışsınız” dedi.

‘Sezer belgesi nedir?’

Savcı “Ahmet Necdet Sezer belgesini getirin” dedi. Gözlerim açıldı, nedir bu diye... Üstüne evrak numarası bile koymuşlar. Aldım elime... Yakını okuyamadığım için avukattan yakın gözlüğünü aldım, altta ne yazıyor diye baktım. Bana çekilen bir faks. “Sayın Balbay...” diye başlıyor. 25 kişilik bir liste var. Birinci sırasında Sezer var, ben varım, bir yığın isim var. Bunlar CHP’ye girerse, CHP oy alır diyor. Evrakın sonuna baktım, bir tane isim. Faksı çeken kişi telefon numarasını bile yazmış. “Sayın Savcım” dedim, “Bu bir vatandaşın bana çektiği faks. Kendi görüşü...

‘Özbek’i nasıl tanıyorsun?’

”Mustafa Özbek’i nereden tanıyorsun?“, ”Türkiyem topluluğu nedir“ diye sorudular. ”Türk Metal Sendikası Genel Başkanı... Türkiyem Topluluğu da kuruluşunu ilanen duyurmuş, sosyal devlet anlayışı içerisinde Atatürkçü, laik çizgide bir arayıştır“ dedim. ”Özbek ile 3 ortak noktamız var“ dedim. ”Üke bütünlüğü, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk’ün devrimleri

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için kılıçlar çekildi


Merkez Bankası taşınırken, banknot matbaası Ankara’da kalacak. Tonlarca altın ve döviz rezervi de İstanbul’a gönderilecek. Altın ve döviz rezervi taşınırken bunları sigortalayacak şirket bulmak sorun. Taşınmada çıkacak bir aksama ise ekonomiyi etkileyecek

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasıyla ilgili yaklaşık 2 yıldır süren tartışmada kılıçlar çekildi. Hükümet, Başbakan Erdoğan’ın, “Merkez Bankası, İstanbul’a taşınacak. Bu konuda kararımızı verdik. Bunu hiç kimseye de soracak değiliz” sözlerinin ardından dediğini yaptı. Merkez Bankası’nın taşınmasına ilişkin yasa tasarısı dün Meclis’e sevkedildi. Meclis’e gönderilen tasarıya göre, Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkanlıkları ile Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’a taşınması öngörüldü. Aynı düzenlemeye göre, Merkez Bankası Banka Meclisi toplantılarının da İstanbul’da yapılacağı kararlaştırıldı. Yasaya göre, İstanbul’a taşınmayla ilgili iş ve işlemler tamamlanıncaya kadar bankanın idari merkezi Ankara’da olacak. Taşınma işlemi 2 yıl içinde tamamlanacak. Bakanlar Kurulu, bu süreyi uzatabilecek.

Başkan kalacak mı?

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması konusu ilk gündeme geldiğinde Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Bizim böyle bir kararımız yok. Bunun için önce bir kanun değişikliği lazım. Kanun değişikliği yapıldıktan sonra ise Merkez Bankası’nın İstanbul’a gitmesinde bir fayda görmüyorsak, bununla ilgili çok güçlü bir inancımız var ise o zaman bize düşen kanunu uygulamamak. Uygulamamanın yolu da bunu uygulayacak birisine görev vermek” sözleriyle istifa sinyali vermişti. Yılmaz’ın bu sözlerinin ardından bu yılın Ocak ayında konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Başbakan Erdoğan da, “Merkez Bankası, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank İstanbul’a taşınacak. Bu konuda kararımızı verdik. Hatta yerleri de belirlenmiştir. Bunu hiç kimseye de soracak değiliz” diyerek rest çekmişti. Dün Meclis’e sevkedilen tasarının ardından gözler Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’a çevrildi. Tasarının yasalaşmasının ardından Başkan Yılmaz’ın nasıl bir tutum takınacağı şimdiden merak konusu oldu.

Matbaa taşınmayacak

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasıyla ilgili düzenlemede, “Merkez Bankası Genel Merkezi” ifadesini kullanan Hükümet, bankaya ait “banknot matbaasının” taşınmayacağını da belirlemiş oldu. Kâğıt para basımında kullanılan banknot matbaası Merkez Bankası Genel Merkezi kapsamında bulunmuyor. Banknot matbaasını Ankara’da bırakmanın, bankanın İstanbul’a taşınmasını kolaylaştıracağı düşünülüyor.

Banka merkezine ait binanın birkaç kat altında bulunan döviz ve altın rezervi de İstanbul’a taşınacak. Bu taşınmanın kargo anlamında sıkıntı yaratacağı tahmin ediliyor. Ankara’daki merkez binanın altında saklanan 33 tonluk altın rezervi özel olarak planlanmış özel güvenlik sistemiyle korunan bir kasa dairesinde bulunuyor. Bu kapsamda tonlarca altının İstanbul’a taşınmasının büyük sorun olacağı bu taşımayı sigortalayacak firma bulmanın çok kolay olmayacağı belirtiliyor.

Aksamadan korkuluyor

Bankanın EFT ve EMKT sistemi tüm Türkiye ekonomisinin çalışmasını belirleyecek şekilde stratejik bir öneme sahip. Elektronik Fon Transferi (EFT) ve bir bankadan diğerine devlet tahvili ve hazine bonosu gibi menkul kıymetlerin aktarılmasını sağlayan Elektronik Menkul Kıymet Takası (EMKT) sisteminde oluşabilecek herhangi bir aksama, zincirleme olarak tüm ekonomik birimleri etkiliyor. Böylece sadece EFT sistemi ve altın rezervini taşımak için banka yönetiminin 2 ayrı proje hazırlaması gerekecek.

Merkez Bankası’nını İstanbul’a taşınmasını öngören tasarının altında, Bakanlar Kurulu üyesi olması nedeniyle Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da imzası bulunuyor. Ancak Çağlayan, ASO Başkanı olduğu dönemde taşınmaya sert muhalefet etmişti. Çağlayan, Bakan olarak göreve başlayana kadar, “Merkez Bankası görücüye mi çıkmış? Gelin mi ki İstanbul’a götürülsün? Bırakın da Ankara’da kalsın. Merkez Bankası’nın, stratejik önemi var. Merkez Bankası’nın İstanbul’a götürülmesinin pratik faydası ne olacak?” demişti.
     


 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Facebook
Del.icio.us Digg StumbleUpon
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 
erman altıntaş (3)    [Tüm Yorumları]
03.07.2008 16:28:41
amaç istanbulun başkent olması ama geçmişi hakında kuşku duyulan insanların bunu yapması gerçekten çok zor.
% 0
% 0
% 0

ahmet onur ozkan (54)    [Tüm Yorumları]
03.07.2008 12:01:21
istanbulu bir depremin vuracagi kesin ve bu depremden sonra en iyi olasilikla 2-3 hafta insanlar islerine gidemiyecek. basbakan sormak lazim tum tum bankalar birden durunca ne yapacak turkiye. ikincisi istanbul yeterince kalabalik. kimseye ona yaptiklar gibi yollari acmiyorlar. neden istanbulu dahada kalabaliklastirmaya calisiyor. Son olarak butun gelismis ulkelere bakin her sey tek bir sehirde toplanmamistir. butun ulkeye yayilmisti. neden bizde herseyi istanbul yapmaya calisiyorlar???
% 0
% 0
% 0

haydar tayyar (13)    [Tüm Yorumları]
03.07.2008 10:29:10
sağlam binalara taşınsalar bari.bir de deprem vurursa tam oluruz o zaman.
% 100
% 0
% 0
2 kişi oyladı

Milli Piyango, otoyollar ve şeker için ihale başlatılıyor

Görevinde beşinci yılını dolduran Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, bir yandan "Yoruldum" derken, bir yandan da özelleştirmenin tüm hızıyla süreceği mesajını verdi.

Milli Piyango, otoyollar ve şeker fabrikalarında ihale sürecinin Temmuz'da başlayacağını kaydeden Kilci, Halk Bankası özelleştirmesinin dünya finans piyasalarındaki gelişmeler de gözönüne alınarak beklemede olduğunu ifade etti. Kilci, Ziraat Bankası'nda özelleştirmenin halka arzla başlamasının doğru olacağını söyledi.

ANKA’nın sorularını yanıtlayan Kilci, Milli Piyango ve otoyollarda özelleştirmeye başlanması için TBMM’den ilgili yasaların çıkmasının beklendiğini bildirdi. Piyango ile ilgili düzenlemenin alt komisyondan geçtiğini, otoyollar düzenlemesinin Genel Kurul'a indiğini belirten Kilci, kanunlar Resmi Gazete'de yayımlandıktan 1 hafta sonra, dolayısıyla Temmuz ayı içerisinde süreçlerin başlayacağını kaydetti.

-PİYANGO’DA 2,5 MİLYAR YTL HASILAT İÇİN TEKLİF-

Milli Piyango'da 7 ila 10 yıllık devir öngördüklerini, muhtemelen sürenin 10 yıl olacağını bildiren Kilci, devrin bir imtiyaz sözleşmesi niteliğinde olacağını söyledi. Milli Piyango’da hasılatın yüzde 20’sinin işletici idareye kaldığını ifade eden Kilci, Milli Piyango İdaresi varlığını sürdüreceği için yüzde 20’nin yüzde 3’lük bölümünün Milli Piyango İdaresi’ne aktarılmasını, yüzde 17’lik bölümünün de yeni işleticiye verilmesini öngördüklerini belirtti. Bunun karşılığında sabit bir bedel üzerinden ihaleyi gerçekleştireceklerini vurgulayan Kilci, modeli şöyle anlattı:
"Toplam şans oyunları hasılatının KDV hariç yüzde 17’si işleticiye terkedilecek. Bunun içerisinde işletme ve yatırım masrafları, cari giderler olacak. Ne kadar kar edeceği işleticinin maharetine bağlı. Şans oyunları hasılatının yüzde 80’lik bölümünün önemli bir kısmı zaten ikramiye olarak dağıtılıyor. Diğer kısımları şov vergisi adı altında vergilendiriliyor. Yüzde 17’si de işleticiye kalıyor. Bu yüzde 17’nin tamamı kar değil tabii. 17’nin içinde ciddi anlamda bir işletme maliyeti var, yatırım ihtiyacı sözkonusu. Ama biz o işletme ve yatırım ihtiyaçlarının ne kadar olduğu yönünde bir öngörüde bulunmuyoruz. İşletici buna göre bir teklif verecek.

Milli Piyango’nun 2007 yılı hasılatı yaklaşık 1,5 milyar YTL olmuştu. Bunun yüzde 17’si 255 milyon YTL’ye karşılık geliyor. 2007 hasılatına dayanarak 10 yıllık devir sürecinde 2,5 milyar YTL’lik hasılat için şirketler yarışacak. Mevcut durumda dahi yıllık yüzde 10 civarında artış olduğu düşünüldüğünde yarışa esas tutar çok daha yüksek olacak."

-YENİ ÇEKİLİŞLER DÜZENLENEBİLECEK-

İşleticinin yeni çekilişler düzenleyebileceğini ifade eden Kilci, bunun için Milli Piyango tarafından hazırlanan yönetmelik taslağının şartname ve imtiyaz sözleşmesine ekleneceğini söyledi. İşleticinin yeni oyunlar getirdiğinde Milli Piyango İdaresi’ne başvuracağını belirten Kilci, belirli ilkeler doğrultusunda izin konusunun değerlendirileceğini ifade etti. Oyunun hangi sürelerde, hangi medya araçlarında oynatılacağının önemli olduğunu ifade eden Metin Kilci, örneğin cep telefonu mu internet üzerinden mi yapılacağı gibi konuların değerlendirileceğini anlattı.

-MALİ GÜCÜ OLAN PİYANGO’YU ALIR-

Milli Piyango özelleştirmesine girmek için ön yeterlilik uygulanacağını ve bu çerçevede mali güce bakılacağını açıklayan Kilci, Türkiye’de deneyim olmadığı için teknik yeterlilik kriterinin “sahip olmak yerine taahhüt etmek” biçiminde uygulanacağını bildirdi. Kilci, “Teknik yeterlilik anlamında deneyim aranması sözkonusu olamaz. Bu çok kısıtlayıcı bir şart olur. Teknik kabiliyet, teknik yeterliliğe de bir şekilde bakmamız gerekiyor. Ama buna sahip olunmasından ziyade bunun taahhüt edilmesi şeklinde bir süreç olacak. Çünkü daha önce bu sektörde çok fazla firma yok. Aksi taktirde rekabeti çok sınırlandırmış oluruz ki bu doğru olmaz” diye konuştu.

-BOĞAİZİÇİ KÖPRÜSÜ’NDE ÖZELLEŞTİRME ŞİMDİLİK "YATTI"-

Otoyollarda 20 ila 25 yıllık, muhtemelen de 25 yıllık bir imtiyaz dönemi öngördüklerini belirten Kilci, Rekabet Kurulu’nun koyduğu şart nedeniyle satışta Boğaziçi Köprüsü’nün dışarıda bırakılacağını açıkladı. Boğaziçi Köprüsü’nü hariç tutarak bütün otoyolları, Fatih Köprüsü dahil tek bir paket olarak özelleştireceklerini belirten Kilci, “Çünkü ülkemizdeki toplam otoyol ağı 2 bin kilometreden biraz fazla. Ölçek olarak çok fazla küçük parçalara bölmenin anlamlı olmadığını düşünüyoruz. Zaten önemli bir kısmı da çok kısa bir alanda, 400-500 kilometrelik bir alanda yoğunlaşmış durumda” dedi.

Boğaziçi Köprüsü’nün satılması için birinci ihalenin tamamlanması, devir işleminin gerçekleşmesi ve belki bir süre işletimin gözlenmesinin bekleneceğini anlatan Kilci, ihaleye çıkacak otoyollarda ihalenin bu yıl tamamlanacağını, devrin gelecek yıla sarkacağını söyledi.

-OTOYOLDA YOL YAPIM ŞARTI-

Otoyol özelleştirmesinde başta mali olmak üzere birtakım yeterlilik kriterlerine bakacaklarını bildiren Kilci, “Mali güç arayacağız. Çünkü bu sadece işletimden ibaret bir süreç olmayacak. Aynı zamanda bazı yatırımların yapılmasını da gerektiriyor olacak. Deneyim anlamında bir ön yeterlilik değil ama mali ve teknik yeterlilik de olacak. Teknik derken bizzat otoyol işletmeciliği yapmış olmaktan ziyade otoyol inşaatı gerçekleştirmiş olmak tarzında” bilgisini verdi.

-25 ŞEKER FABRİKASINI 6 PAKETTE SATACAĞIZ-

Şekerde önümüzdeki bir ay içinde ihale ilanlarını vereceklerini açıklayan Kilci, toplam 25 fabrikayı 6 pakette satacaklarını belirtti. A, B ve C portföyleri için hemen, diğer üç tanesi için de bundan bir ay sonra ihaleye çıkılacağını kaydeden Kilci, her bir portföyün ihalesinin bir hafta veya 10 günlük aralarla yapılacağını söyledi. Şekerde ilk kez varlık satışı yöntemi ile özelleştirme yapılacağını ifade eden Kilci, portföyleri kendi içinde bölmeyeceklerini, buna karşın alıcıların ortak girişim grubu kurmak suretiyle bir portföye teklif verebileceğini, daha sonra kendi aralarında bölebileceklerini kaydetti.

-BAZI FABRİKALARDA ÜRETİM DURABİLİR-

Portföyleri oluştururken kota bütünlüğünü göz önüne aldıklarını vurgulayan ÖİB Başkanı, “Kota bütünlüğünü gözönüne alırken coğrafi yakınlık-uzaklık konularını dikkate aldık. Diğer taraftan portföyün içerisinde yer alan fabrikaların toplam kapasiteleri bizim için önemli oldu. Yani anlam ifade edebilecek bir kapasitede olması. Buradaki temel belirleyici unsur kota. Bu sadece bir özelleştirme olmayacak. Sektörde rasyonelleşme anlamı da taşıyacak bir süreç olacak. Yani muhtemeldir ki alıcılar bu fabrikalarda bir yeniden yapılandırmaya gidecek; bazı fabrikalarda üretimi artırma, bazılarında üretimi azaltma veya başka alanlara yönlendirme yönünde bir yeni bir iş girişimi sağlayacaklar.”

-PİYASA KOŞULLARI HALKBANK SATIŞINA UYGUN DEĞİL-

Henüz Halk Bankası’nın özelleştirme stratejisi için alınmış bir karar olmadığını kaydeden Kilci, “Orada bizim duruşumuz piyasa koşullarına bakarak değerlendirme yapıp, önerimizi Özelleştirme Yüksek Kurulu’na (ÖYK) sunmak. Ya halka arz ya da stratejik satış olacaktır. Ama şu anda ne bizim bir önerimiz var hükümete, ÖYK’ya sunduğumuz ne de alınmış bir karar var” dedi. Dünyadaki finansal krizin Halkbank özelleştirmesini frenleyip frenlemediği sorusuna karşılık Kilci, “Tabii ki biz bir özelleştirme işlemine sadece gerçekleşmesi noktasında bakmıyoruz. Başarılı olması da bizim için önemli. Doğru fiyat, iyi fiyattan sonuçlanması bizim için önemli. Bütün bu parametreleri göz önüne alarak bir strateji geliştiriyoruz. Şu an bu konuda ileri adım atmamızı gerektirecek bir durum sözkonusu değil” diye konuştu.

-ZİRAAT’TE DOĞRU YÖNTEM HALKA ARZ-

Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’ın tarımsal bankacılık yapmanın verdiği sosyal sorumluluk nedeniyle, bankacılık sektöründe tarımsal kredi verilmesi yaygınlaşmadan Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesinin doğru olmadığı, özelleştirmenin de yüzde 10-15 gibi oranlarda halka arz ile yapılmasını önerisini değerlendiren Kilci, şunları söyledi:
“Ziraat Bankası’nın doğru özelleştirme stratejisinin halka arzla başlaması gerektiği konusunda ben de aynı fikirdeyim. Büyük bir banka, bir seferde bankanın tamamının özelleştirilmesini çok rasyonel görmüyorum. Ama bankanın ihtisas alanlarındaki özelliklerinin gerektirdiği bir sonuç değil bu. Bunlar gerekçe değil. Bunun tek gerekçesi, büyük bir banka, köklü bir banka olması. Ziraat’in verdiği sübvansüyonlu kredi banka kaynaklarından değil Hazine’den karşılanıyor. Hazine bu alanda bir destekleme yapmaya karar verdiği zaman bunu farklı bankalarla da pekala yapabilir. Bu kredinin veriliyor olması hiçbir bankaya ayrıcalık tanımamalı bence ve özelleştirilmesi önünde bir gerekçe olmamalı diye düşünüyorum.”

-TEKEL İŞÇİSİ ÇALIŞMAMAYI SEÇTİ-

Tekel’de devir sırasında yalnızca 350 çalışan BAT’ye geçerken 2 bin kişinin kamuda kalmasının özelleştirme felsefesine ters olup olmadığı sorusuna karşılık Kilci, şöyle konuştu:
“Özelleştirme felsefesine çok da uygun olmayan bir durum ortaya çıktığını kabul ediyorum. Bu benim için de son derece şaşırtıcı bir sonuç oldu. Biz daha fazla insanın bizden ihbar ve kıdem tazminatlarını alarak daha yüksek ücretle ve birtakım teşviklerle çalışacağını öngörüyorduk. Ancak insanlar garip bir şekilde, çok fazla çalışmayacakları, verimli olamayacakları Yaprak Tütün’e nakil edilmeyi, hatta başka illere nakli tercih ettiler. Bu benim için de şaşırtıcı üzücü bir sonuç oldu doğrusu.”
Çalışanların bu tutumu nedeniyle kimseyi mağdur etmeme sözünü “çok zorlanarak yerine getirdiklerini” kaydeden Kilci, “Maalesef bu garantimiz, bu tür iyi niyetimiz çalışanlarımızdan gerekli cevabı görmedi” dedi.

-YORULDUM-

“Başkanlıkta beş yılı doldurdunuz. Bu süreçte yapılan büyük özelleştirmeler, tartışmalar, dava ve yargılanmaları da göz önüne alınarak, yoruldunuz mu?” sorusuna karşılık Metin Kilci,
“Doğru ifadeyi bulmak lazım. Yorulmak doğru bir ifade olmaz. Ama tabii yerine daha doğrusunu bulamadığım için ‘yoruldum’ diyebilirdim. Yoruldum. Fiziki bir yorgunluğu kastetmiyorum” dedi. Tüpraş, Petkim, Tekel gibi kuruluşları özelleştirmek için iki-üç defa ihaleyle çıkmak gerektiğini, ayrıca Türk Telekom, Erdemir gibi büyük kuruluşların da satıldığını anımsatan Kilci, “Çok ısrarlı, kararlı bir tutum sergiledik. Özelleştirme İdaresi’nin ne kadar güçlü bir idare olduğunu ispat etmiş olduğumu düşünüyorum. Biz çok fazla takdir beklentisi içerisinde hiç olmadık ama haksız eleştiriler de üzüyor tabii, yoruyor bizi. Davalar dediğiniz gibi. Manisa Sümer’le ilgili hakkımızda yeni bir dava açıldı örneğin” diye konuştu.

-MANİSA SÜMER’DE YAPILANLARI ŞIK BULMADIM-

Manisa Sümer tesisini özelleştirme ihalesi ile alan Manisalı işadamlarının, kısa süre sonra kat kat fazla fiyata başkasına araziyi satmaları ve imar yolsuzluğu olduğu anımsatması üzerine Kilci, “Bizim sorumlu tutulduğumuz, dava açılmasına neden olan şey ile ortaya çıkan sonuç başka başka şeyler. Ortaya çıkan sonuç şık gözükmüyor diye kendimi suçlu hissetmem gerekmiyor. Ve asla da kendimi suçlu hissetmiyorum. Kaldı ki Sümer Holding’in özelleştirilmesinin gecikmesinin hesabını da biz verdik. Evet, biz özelleştirme işlemini yaptıktan sonra yaşanan şeyler hiç de şık değil. Benim de onu tasvip etmem mümkün değil. Ama bunun böyle olacağın öngörmemiz mümkün değildi. Bunu öngörmüş olsaydınız ihaleyi öyle yapar mıydınız, ihaleye o kadar az katılım olur muydu?” diye konuştu.

-TÜPRAŞ’TA YÜZDE 14,76’YI ALANLARA DAVA AÇACAĞIZ-

Yargının iptal kararı nedeniyle geri alınması gereken Tüpraş’ın yüzde 14,76’sı için Global’e karşı açılan davanın reddini değerlendiren Kilci, şunları söyledi:
“Başka bir süreçte dava açmamız gerekiyor. Mutlaka yargı kararının uygulanması için bir yol olacaktır yani. Mahkeme husumet nedeniyle reddetti. Bir kere o kararı temyiz edeceğiz. Böyle bir red kararı olmaması gerekirdi. Siz davayı Global Yatırım kuruluşuna karşı açamazsınız, aracılık yaptığı yatırımcıların aleyhine açmanız gerekirdi gerekçesiyle reddetti mahkeme. Dolayısıyla biz mahkeme kararının gereğini yerine getireceğiz. Yani birebir dört ya da beş yatırımcıya dava açacağız, hisseleri almış olanlara karşı. Fakat mahkemenin bu kararını da temyiz edeceğiz.”

-İPTAL İÇİN BAŞARSIZLIK GENELLEMESİ ZULÜM-

TEPAV’ın hazırladığı özelleştirme raporunda yangıdan dönen ihalelerde ÖİB’yi hatalı bulmasını değerlendiren Kilci, “Birkaç özelleştirmede iptal var. Yapmış olduğumuz 200’e yakın özelleştirmeye genelleştirilmesi çok doğru bir yaklaşım değil. Eleştirileri haklı mı, o da tartışmalı bir konu tabii. Ama ilk bakışta üçüncü bir göz o yargıya varabilir, ben bunu anlayışla karşılıyorum. Ama bunu bütün özelleştirmelerle ilgili bir genellemeye dönüştürmek bize yapılacak en ağrı zulümlerden bir tanesidir herhalde” dedi.
     


 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Facebook
Del.icio.us Digg StumbleUpon
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 
figen ekinci (2)    [Tüm Yorumları]
03.07.2008 15:18:45
BİZLER SUANDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORUZ BİZİM SESİMİZİDE BİRİLERİNİN DUYMASINI İSTİYORUZ BİZLERE İŞ VERİLDİ BU KONUDA MİNNETTARIZ AMA BU YETERLİ OLMADI BİRÇOK KURUMDA 4C Lİ ÇALIŞANLARA İYİLEŞTİRİLME YAPILDI AMA BİZLER UNUTULDUK BİZLERDE AYNI HAKLARDAN FAYDALANMAK İSTİYORUZ BU KONUDA HERKESTEN DESTEK BEKLİYOR
% 0
% 0
% 0

figen ekinci (2)    [Tüm Yorumları]
03.07.2008 15:15:23
ŞUANDA YENİ ÖZELLEŞECEK YERLERDEN BÜYÜK Bİ OLAYMIŞ GİBİ BASSEDİLİYOR BU KURUMLAR SATILIRKEN ACBA ÇALIŞANLAR HİÇMİ DÜŞÜNÜLMÜYOR TABİKİ DEVLETİMİZ KAR ETSİN ZARAR EDEN KURUMLAR VARSA KAR ETME YOLUNA GİDİLSİN NASIL ÖZEL SEKTÖR ALIP KAR EDİYORSA DEVLET NİYE KAR ETMESİN AMA SATILMASI KESİN SEDE MADUR OLACAK BURDA ÇALI&

TMSF Avşar’ı dava etti



Hayati KILIÇ / İSTİHBARAT


Hülya Avşar hakkında “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlarından dava açıldı. TMSF ve TMSF avukatı Arzu Yüksel’in yaptığı suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede şüpheli Avşar’ın 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması isteniyor. Avşar internet sitelerinde yazdığı yazılarda TMSF ile arasındaki ihtilafla ilgili şunları söylemişti: “Kendimi hortumlanmış hissediyorum. Asıl başbakan Ahmet Ertürk. Artık şu ünlüler üzerinden şov yapan kuruluşlar da sıktılar artık, çünkü beceremiyorlar, kime ne yapılacağını bilmiyorlar. Saygı, sevgi nedir bilmiyorlar. Tabii ki en başta TMSF’den bahsediyorum. Haksız yere tehdit ederek aldığınız emeğimle kazandığım paramı sizden istemeyeceğim. Üstüne para verip size takdirimi sunacağım.”

Yazılan bu sözler ile şüpheli Avşar’ın TMSF’nin şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte yazı yazarak kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı alenen hakaret suçu işlediği vurgulanan iddianamede, şüphelinin, Arzu Yüksel hakkında da şeref ve saygınlığın rencide edebilecek nitelikte yazı yazarak kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği belirtildi. Avşar’ın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Şişli 3’üncü Sulh Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

SSK'lıya kötü haber

1 Temmuz'dan itibaren kamu çalışanlarının ilaç ihtiyacı karşılanmayabilir

ANKA


Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türk Eczacıları Birliği arasında 1 Temmuz 2008’de yürürlüğe girmesi gereken ve vatandaşların yüzde 90’ının eczanelerden ilaç alma koşullarını belirleyen 2008 Yılı “İlaç Alım Protokolü” görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı, görüşmelerin tıkandığı bildirildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği arasındaki 2008 Yılı İlaç Alım Protokolü görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı ve görüşmeler tıkandı. 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi gereken ve kamu çalışanlarının ilaç alım koşullarını belirleyen protokolde anlaşma sağlanamaması üzerine 51 eczacı odası yarın Ankara’da olağanüstü toplanacak. Yapılan toplantı sonucunda eczanelerin kepenk kapatma eylemi yapabileceği öğrenilirken, 1 Temmuz’a kadar SGK ile anlaşmaya varılmadığı takdirde ise, kamu çalışanlarının ilaç ihtiyaçlarının karşılanamaması tehlikesi doğacak.

KURUM İSKONTOSU KALKMALI

SGK ile anlaşamayan eczacıların talepleri ise şu şekilde sıralandı:

“-Kurum ıskontosu kesinlikle protokolde yer almamalıdır. Ayrıca, bilinmelidir ki, bizler eczacıyı potansiyel suçlu olarak gösteren cezai hükümlerin ağırlıklı olarak bulunduğu bir Protokolü mesleki saygınlığımızı zedeleyici bir unsur olarak değerlendiriyor ve eczacıya yönelik böylesi bir yaklaşımı kabul edilemez buluyoruz.

-Diğer yandan, ilaç firması ve sosyal güvenlik kurumu arasındaki maddi ilişkinin bedelini eczacılar ödemekte, son üç yıldır kamu kurum ıskontolarının perakende satış fiyatı üzerinden yapılması nedeniyle, eczacılar yüzde 3’lere varan bir haksız ekonomik kayba uğramaktadır. İlaç şirketlerinin kamu kurum ıskontosunun eczane üzerinden yapılması uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.

-Buna ek olarak, hem kamuyu koruyan, hem de eczaneler arasında adil dağıtımı gerçekleştirerek düşük sermayeli eczanelerin ayakta kalmasını ve sağlık hizmeti vermeye devam etmesini sağlayan mevcut reçete dağıtım sistemlerinin korunması ve geliştirilmesi, olmazsa olmazlarımızdandır.”

Son sözü Bernanke söyleyecek

ABD Merkez Bankası'nın (FED) dün başlayan faiz toplantısı bugün sona erecek. Piyasalar merakla Türkiye saati ile 21.15'de açıklanacak faiz kararını bekliyor.

Faiz politikaları ile piyasaya yön veren FED'in bugünkü toplantısı ile ilgili beklentiler faiz oranlarının değiştirilmeyeceği yönünde. FED, 29-30 Nisan tarihlerinde yaptığı son toplantıda faizleri çeyrek puan indirerek yüzde 2.00 seviyesine çekmişti. Ancak faiz kararının ardından yapılan açıklamada, bu indirimin bir süre için son indirim olabileceğinin işareti gelmişti.

Uzmanlar, özellikle gayrimenkul piyasasasında yaşanan gerilemeye ve tüketici güvenindeki düşmeye işaret ederken, bu durumun faizlerin değiştirilmesini engelleyeceğini düşünüyor. Öte yandan ABD ekonomisindeki enflasyon baskısı da FED'in yeni bir hareket yapma ihtimalini zorlaştırıyor.

FED'in haziran toplantısından bir değişiklik kararı çıkmayacağını öngören analistler, daha sonraki hamleler için ise faiz artırımı ihtimaline dikkat çekiyor.

Özellikle enflasyonla mücadele için olası yeni hamlenin faiz artışı yönünde gerçekleşebileceğini kaydeden uzmanlar, şu ifadeleri kulanıyor:

"Ancak bu sefer de ekonomik büyüme ile ilgili problemler çıkacak. Bir taraftan yüksek petrol fiyatlarının yarattığı baskı, diğer yandan ekonominin yavaşlattığı çarklar FED'i zor durumda bırakıyor."

FED'in bugünkü toplantısından faiz değişikliği beklenmese de arkasından gelecek açıklama son derece önemli. Uzmanlar, FED'in açıklamada kullanacağı dilin yakından analiz edileceğini ve sözcükler arasında önümüzeki döneme yönelik faiz stratejisinin ipuçlarının aranacağını belirtiyor.

FED, geçtiğimiz yılın eylül ayında zayıflayan ekonomiyi canlandırmak ve resesyon kaygılarına son vermek için faiz indirimlerine başlamış ve yüzde 5.25 olan faizleri aradan geçen sürede yedi kez indirmişti.

 
 

En iyi koşucu: Tuncay Şanlı

En iyi koşucu: Tuncay Şanlı
Tuncay Şanlı turnuvada en çok koşan isim oldu. Tuncay, Euro 2008’de tam 46,54 km yol kat etti.