Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Mayıs 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Mayıs 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Bahçeşehir çiftliğimizdi ama şimdi yurtdışında büyüyeceğiz

Kentbank’ın borçlarını ödemek için Bahçeşehir’deki arazilerini satarak inşaata ‘mola’ veren Süzer grubu artık yurtdışında büyüyecek

Hale TÜZÜN


’Bahçeşehir çiftliğimizdi, küsmedik ama artık işlerimizin yüzde 70’i yurtdışında olacak’ diyen Serhan Süzer, “Orta Asya, Rusya ve BAE’de Süzer Plaza gibi çok amaçlı binalar yapacağız” açıklamasını yaptı

TMSF tarafından el konulan Kentbank’tan kaynaklanan borçlarını ödeyebilmek için Bahçeşehir’deki arazilerini satarak Türkiye’deki inşaat işlerine ‘mola’ veren Süzer Grubu rotasını yurtdışına çevirdi. Bundan sonra Orta Asya, Güney Amerika, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde İstanbul’daki, içinde Ritz Carlton Oteli’nin de bulunduğu Süzer Plaza gibi çok amaçlı binalar yapmak için arayışa giren grup, bundan sonra cirosunun yüzde 70’ini yurtdışındaki işlerinden elde etmeyi hedefliyor.

“Dedem Gaziantep’te büyüdü, babam Türkiye çapında işler yaptı bizim kuşağın da işlerini yurtdışına taşıması gerekiyordu” diyen Süzer Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Serhan Süzer, “Bahçeşehir bizim çiftliğimizdi. Babam buraya konut projeleri yapacağım dediğinde onunla dalga geçen çok oldu. Ancak yapılan projelerle vizyonunu gösterdi ve Bahçeşehirvari çok sayıda yerleşim merkeziyle orası büyüdü. TMSF’ye borç ödemek için Bahçeşehir’de arazi satarak oradan çıkmamız bir küskünlük yaratmadı ama birtakım şeyler de oldu. Şimdi önümüze bakıyoruz. Bundan sonra yurtdışında büyüyeceğiz” açıklamasını yaptı. Yurtdışında büyük toplu konut projeleri ve Süzer Plaza gibi çok amaçlı binalar yapmak için proje geliştirdiklerini vurgulayan Süzer, “Bu yıl içinde projelerin en az yüzde 15-20’sini yapmaya başlayacağız Gelecek yıl da sonuçları alırız” diye konuştu. Bahçeşehir ölçeğinde olmasa da toplu konut projelerine de sıcak baktıklarını aktaran Süzer, “Bundan sonra odağımız inşaat, mülk ve tesis yönetim ile gıda” diye konuştu.

Büyük fırsatlar var

Bu yıl fahri konsolosluğunu üstlendiği Orta Amerika ülkesi Kosta Rika’yı otel yatırımı için gündemine alan Serhan Süzer, “Başta Küba olmak üzere Arjantin, Şili, Kosta Rika büyük fırsatlar sunan, iş yapılacak ülkeler” dedi.

Süzer, Kosta Rika fahri konsolosu

Gündemimize ilk kez 2002 Dünya Kupası sırasında Türk milli takımıyla yaptığı maçla giren ve yaklaşık 18 saatlik uçuşla varılabilen Kosta Rika, Serhan Süzer’in fahri konsolosluğuyla artık daha yakın olacak. Türkiye’de 5 Kosta Rikalı, Kosta Rika’da ise bine yakın Türk’ün yaşadığını söyleyen Süzer, “Bizim Anadolu Aslanları ülkede 35 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaşmışlar bile. Benim önceliğim de bu hacmi artırmak” dedi. Süzer, Pasifik ve Atlantik’e kıyısı olan bu ülke turizmini Türklere açmak için acentalarla bağlantıya geçtiğini de ifade etti.

İstanbul Ritz 30 yönetici ihraç etti

İstanbul’da Ritz Carlton otelinin başarısı sayesinde çevre ülkelerde yeni otel için teklif aldıklarını söyleyen Serhan Süzer, yurtdışında ’Türk ekolü’ oluştuğunu belirtti. Süzer, “New York’tan Moskova’ya, Portekiz’den İspanya’ya Ritz’lere 30’un üzerinde çalışan yolladık. İçlerinde genel müdür yardımcılığına kadar yükselenler var” dedi.



Halkbank’ta halka arzı bu yıl yaparız

Halkbank’ın özelleştirilmesine kesin niyetli olduklarını söyleyen Kemal Unakıtan, “Piyasalara bağlı olarak bir halka arz yapmayı düşünüyoruz. Bizim niyetimiz bu özelleştirmeyi bu yıl yapmak” dedi

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Halkbank’ın özelleştirilmesine hükümet olarak kesin niyetli olduklarını kaydederek, “Piyasalara bağlı olarak bir halka arz yapmayı düşünüyoruz. Bizim niyetimiz bu özelleştirmeyi bu yıl yapmak” dedi.

İkincil halka arzda hisse oranının ne kadar olacağına piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak karar vereceklerini ifade eden Unakıtan, hem Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın hem de danışman firmanın bu konu üzerinde çalıştığını ifade etti.

IMF’ye verilen son niyet mektubunda, Halkbank’ın yüzde 24’lük kısmının önümüzdeki dönemde, piyasa şartlarına bağlı olarak, ikincil hisse arzına sunulması için hazırlıkların yapıldığı, bu aşamadan sonra çoğunluk hisselerinin blok satışının yapılabileceği bilgisi yer alıyor.

Halkbank’ın yaklaşık yüzde 25 hissesi Mayıs 2007’de halka arz edilmiş ve halka arzdan elde edilen toplam gelir 1.85 milyar dolar olmuştu.

Türk Telekom’un halka arzının başarıyla tamamlandığını ve elektrik özelleştirmelerine başlandığını söyleyen Unakıtan, özelleştirmede hiçbir taviz vermeden yola devam edeceklerini vurguladı.

AB ve OVMÇ çapamız var

Unakıtan, 10 Mayıs’ta sona eren üç yıllık stand-by düzenlemesinin ardından IMF ile yola nasıl devam edileceğinde son sözü hükümetin söyleyeceğini belirtti ancak Türkiye’nin elinde Avrupa Birliği (AB) ve Orta Vadeli Mal Çerçeve (OVMÇ) gibi çapaların bulunduğunu ve Fon olsa da olmasa da reformların süreceğini kaydetti.

Unakıtan, Türkiye’nin değerlendirmelerini yaparken bir yandan da IMF’nin çalışacağını belirterek, “Maliye Bakanı olarak şunu söylemek istiyorum: IMF olsa da olmasa da Türkiye, aynı kararlılıkla mali disipline ve yapısal reformlara devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin elinde zaten AB çapası var. Biz OVMÇ’yi de açıkladık. O da bir çapadır” dedi.

Mali disiplin ve reformdan taviz yok

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, IMF olsa da olmasa da mali disiplini sürdüreceklerini söyledi. Yapısal reformlara devam edeceklerinin altını çizen Unakıtan, “IMF olsa da olmasa da bunu yapmak mecburiyetindeyiz. IMF ile çalışıp da başarılı şekilde anlaşmaları sonuçlandıran AKP hükümetleri olmuştur. Yıllardır hiçbir hükümet bu anlaşmaları başarı ile sonuçlandıramadı. Onlar mali ve ekonomik yönden başarısızdırlar” dedi.


Yaşından yaşlı görünmeye son

Tel Aviv Üniversitesi araştırmacıları kemik yaşını gösteren yeni bir biyolojik belirteç geliştirdi.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Araştırmaya göre belirteç kişilerin bedensel işlevinin durumunu ve ömürlerini tahmin etmede kullanılabilecek ve önerilecek egzersizler ve vitaminlerle kişinin genç bir bedene sahip olmasının önü açılacak. Araştırmacılar 400 Rus aileden 18 ile 89 yaşları arasındaki 787 erkek ve 18 ile 90 yaşları arasındaki 723 kadının kemiklerini inceledi. Erkeklerin genlerinin işleyişi daha çok yaşlanma hızını etkilerken, kadınların genleri kemiklerdeki belirgin değişikliklerin hangi yaşlarda ortaya çıkacağını gösterdi. OSS olarak adlandırılan bu belirteçle kişilerin bedensel işlevlerinin durumu ve ömürleri tahmin edilebilecek. Yani eğer bir doktor hastalarının normalde yaşlanmaları gerektiğinden daha hızlı yaşlandığını saptayabilirse, onlara önereceği vitamin desteği ya da egzersiz gibi bir takım önlemlerle bu süreci yavaşlatıp normale çekebilecek.  milliyet

Anne sütü meme kanserine de düşman

Anne sütüyle büyüyen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğerlerinden daha az olduğu saptandı.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Amerikalı araştırmacıların, yaşları 20 ila 69 olan 2016 meme kanseri kadın ve aynı yaşlarda 1960 sağlıklı kadını incelediği ve kadınların bebekliklerinde anne sütüyle beslenmelerinin meme kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü, ancak bu etkinin ailenin ilk doğan kız çocuklarında görülmediği bildirildi. Sonuçları Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırma, 3 ya da daha fazla ablası olan ve bebekken anne sütüyle beslenen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu gösterdi. Wisconsin Üniversitesinde görevli araştırmacı Hazel B. Nichols, genel anlamda bebekken anne sütüyle beslenen kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 17 daha düşük gözlendiğini, ancak ailenin ilk doğan kız çocuklarına bakıldığında böyle bir düşüşe rastlanmadığını söyledi. Araştırmacılar, annenin kız çocuğunu doğurduğu yaşın, anne sütüyle büyüyen kadınlar üzerinde etkisinin saptanmadığını da bildirdi. Konuyla ilgili olarak düşüşe, emzirme süresi veya anne sütündeki çevresel kirleticilerin seviyelerinin etkisinin araştırılması gerektiği de belirtildi.
milliyet

Kundakta SSK’lı olana polis takibi

Polis, çocukları sigortalı yapan reklam ajansları ve aileler hakkında inceleme başlattı. Fiilen çalışmayan çocukların aileleri ve ajanslar için ’sahtecilik’ten dava açılacak...






BİR gün bile sigortalı olanların, 65 yaşta emeklilik getiren yeni sosyal güvenlik yasasına göre değil eski yasaya göre kadınlarda 58 ve erkeklerde ise 60 yaşında emekli olacağını duyan aileler, sigortalı işçi sayısını adeta patlattı. Bu yılın 1 Ocak - 30 Nisan tarihleri arasında tüm yurtta 18 yaşından küçük tam 106 bin 75 çocuk sigortalandı.. PTT’den gelen işe giriş bildirgeleriyle bu sayının daha da artacağı bildirildi.

Antalya’da 15 bin çocuk işçi

Yasadan etkilenmemek için sadece Antalya’da 0-15 yaşında 15 bin çocuğun aileleri tarafından sigortalı yaptırıldığı bildirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu Antalya İl Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Antalya’da 1 Ocak-30 Nisan arasında 75 bin kişinin yeni işe girişi bildirildi. PTT aracılığıyla da günde 2 bine yakın yeni işe giriş bildirgesi geldiğini ifade eden yetkililer, bunlarla birlikte yeni işe girişlerin 100 bini aşacağını belirtti. Yeni işe girişler arasında, yeni sosyal güvenlik kanunundan etkilenmemeleri ve erken emekli olmalarını sağlamak amacıyla aileleri tarafından bir iş yerinde çalışıyormuş gibi gösterilerek, sigorta kaydı yaptırılan 0-15 yaş arası 15 bin çocuk da var.

1000 YTL’ye SSK’lı yaptılar

Bu arada Antalya’da bazı reklam ajanslarının reklam filmlerinde çalışıyor gösterip, ailelerden 1000 YTL’ye varan ücret karşılığı çocukları şirkette oyuncu statüsünde gösterip, sigortalı yaptıkları tespit edildi. Şikayet üzerine, Antalya Organize Suçlar Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin, reklam ajansı işverenleri ve ailelerle ilgili ’sahtecilik’suçlarından inceleme başlattığı öğrenildi.

SGK da inceleme başlattı

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da çocukların, eski yasa hükümlerinin olanak sağladığı haklardan yararlanabilmeleri amacıyla sigortalı olarak çalışıyor gibi gösterilmeleriyle ilgili inceleme ve soruşturma başlatacak. SGK yetkilileri, incelemelerde çocukların ’fiilen çalışan’ olmadığının tespiti halinde işveren ve çocukların aileleri hakkında ’sahtecilik’ suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını açıkladılar.

Emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil neredeyse tüm Meclis başvurmuş!

Emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil neredeyse tüm Meclis başvurmuş!

YENİ yasadan etkilenmeden emekli olmaları için çocuklarını sigortalatanlara, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ’denetleme’ uyarısında bulunmasına Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel tepki gösterdi. Tezel, “SGK, çocuk işçilerin sigortası konusunda 10-12 bin çocuğu, anne babalarını, ve işverenleri sahtekar, düzenbaz, üçkağıtçı sayarak hepsini denetleyeceğim diyor. Ama ne ilginçtir, bu denetleyeceği kişilerin içinde Cumhurbaşkanımızın oğlu da var. Ancak SGK kastettiği kişiler içinde Cumhurbaşkanı’nın olduğundan yeni haberdar oldu. Haberdar olduktan sonra da sesini soluğunu çıkarmadı” dedi.
NTVMSNBC’ye konuşan Tezel, erken emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil, 10’dan fazla bakan, 100’den fazla milletvekilinin çocuğunun da sigortalı olduğunu söyledi.
SGK’nın 15 yaşın altında sigortalı olanların denetlenmesine ilişkin tutumunu yanlış bulan Tezel, çalışmadığı halde sigorta yaptırmanın bir cezası olmadığını sadece çocukların çalıştırılmaması gereken işyerlerinde çalıştırılmasının suç olduğunu söyledi. Tezel, “Çalışmadığı halde sigortalı olmanın veya sigortalı yapmanın cezası yok. Ancak kurum sigortalı çocuk sayısı artmasın tehditte bulunuyor. Mantıktan yoksun bir tehdit. Üstelik ‘ödediğin primleri geri al’ diyorsunuz” ifadesini kullandı.
Sigortalı olan çocukların sayısı hakkında da bilgi veren Tezel şunları söyledi: “2008’in ilk dört ayında çocuk çalışanların sayısı öyle çok fazla da değil. Genelgeye göre 15-17 yaş arası da incelemeye tabi değil. Öyleyse, incelenecek sayının yaklaşık 12 bin olduğunu söyleyebiliriz.“ Tezel, 12 bin çocukla ilgili denetimin en az 2-3 yıl süreceğini belirtirken, “Müfettişlerin başka iş yapmamaları lazım. SGK’nın hastane ve eczaneler tarafından dolandırılması da ayrı mesele. Bunları bırakıp, çocukların peşine düşecekler” diye konuştu. vatan,

Alo ben Bakan Tüzmen sana iş buldum

Kendilerini bakan, milletvekili veya parti
il başkanı olarak tanıtarak, telefon açtıkları kişileri işe yerleştirme
vaadiyle dolandırdığı" iddia edilen 5 kişinin, 238 yıl 9 aya kadar
değişen sürelerle hapse mahkum edilmesi talebiyle dava açıldı.

Cumhuriyet Savcısı Ahmet Adil Kubat'ın hazırladığı iddianamede, "Ali
Rıza Karaca ve Sinan Kartalmış'ın suç işlemek için örgüt kurdukları",
Halil İbrahim Erbay, Mehmet Alparslan ve Sabahat Kasap'ın ise "örgüte
üye oldukları" savunuldu.

İddianamede, "şüphelilerin, kendilerini 'Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen',
'Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu', milletvekili ya da parti il
başkanıymış gibi aradığı kişilerden işe yerleştirme vaadiyle menfaat
temin ettiği" öne sürüldü.

Şüpheli Sabahat Kasap'ın, telefon açtığı kişilere kendini bakan veya
milletvekilinin makam sekreteri olarak tanıttığı bildirilen iddianamede,
işe yerleştirileceğine ikna edilen kişilerden para almaya ise Kasap ile
Erbay ve Alparslan'ın gittiği kaydedildi.

İddianamede, "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt
kurmak ve üye olmak" suçlarını işlediği öne sürülen şüpheliler
hakkında, 238 yıl 9 aya kadar değişen sürelerle hapis talep edildi.

İddianamede, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar yazısı gönderen
Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu'nun, kendi ismini kullanan bazı şahısların
Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesi Başkonak Köyü Muhtarı Hasan Yurdağ'ı
arayarak, "işe yerleştirme vaadiyle kişi başına bin 843 YTL ve evrak
almak suretiyle vatandaşları dolandırdığını bildirdiğine" yer verildi.

İddianamede, 34 kişinin adı, "müşteki" sıfatıyla yer aldı.

Tutuklu bulunan şüpheliler, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde
yargılanacak.  vatan

Türk tarihini alt üst edecek iddia!

Bize hep "Türkler Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdi" diye öğretildi. Ama arkeoloji böyle söylemiyor. İşte gerçekler...

Prof. Dr. Ekrem Memiş, Türkler'in Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdiği ve bu zaferle Anadolu'nun 1071'de el değiştirdiği iddiasını çürüttü.

Arkeolojik buluntular ve bilgi, belgeler Anadolu'ya 1071 Malazgirt Zaferi'yle girilmediğini ortaya çıkardı. Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girildiği yanlışını düzeltmeye çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, "Anadolu Türkler'in ikinci yurdu değildir. Anadolu Türkler'in anayurdudur. Anadolu'da bundan 8 bin yıl önce de Türk devletinin varlığı belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış öğrencilere öğretiliyor" dedi.

ÇİVİ YAZILI METİNDEKİ TÜRK KRALI

Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Memiş, tezini belgelere dayanarak şöyle anlattı: "Elimizdeki metinler M.Ö.2 bin 200'lere ait bir olayı anlatıyor. Akat Kralı Mezapotamya'dan gelmiş. Fırat nehrini geçmiş ve Anadolu'ya geçmiş. Anadolu'da o zaman küçük küçük şehir devletleri var. Bu küçük şehir devletlerinden 17'si Hatti Kralı Pampa'nın önderliğinde bir araya gelmişler ve Akat Kralı'na karşı vatanlarını korumak için mücadele etmişler.



Bu 17 kraldan biri de çivi yazılı metnin 15. satırında geçen Türki Kralı İlşu-Nail'di. Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna şüphe yok. 2 bin yıl da buradan koyduğumuzda 4 bin 250 yıl önce Anadolu'da Türk kavmi olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor."

8 BİN YILLIK GEÇMİŞİ VAR

Memiş, bu Türk krallığının da Hurri isimli bir kavimden geldiğini belirterek, bu kavmin M.Ö. 3. binde yaşadığını ve dillerinin Türkçe ile aynı dil grubuna girdiğini söyledi. Türki krallığını oluşturan grubun bu kavimden geldiğini ileri süren Memiş, çok geriye gidildiğinde kavmin soyunun 6 binlere dayandığını anlattı. Memiş, “2 bin de milattan sonraki dönemi eklediğinde 8 bin yıllık geçmiş ortaya çıkıyor" dedi.

KÜLTÜRLERDE KOPUKLUK YOK

Yazılı metinlerden Hurriler’in geçmişlerinin 3. bine gittiğini kaydeden Ekrem Memiş, “Fakat işin bir de arkeolojik boyutu var. O günden bu güne gelen bir 3 kültür var. İlki neolitik köy kültürü. Onu takip eden 5 binlerde kalkolitik kültür var. Köylerin yerini şehirlere terk ettiği dönem. 3. dönem ise eski tunç çağı. Şehir kültürünün tamamen oluştuğu dönem. Bu üç kültür arasında hiçbir kopukluk yok. Bu kopukluğun oluşmaması kavmin değişmediğine işaret ediyor” dedi.

TÜRK ADINI TAŞIYAN iLK DEVLET: TURKiLER

Ekrem Memiş, Huriler'in Anadolu'nun doğu bölgelerinde yaşayan en eski sahiplerinden biri olduğunu ve Anadolu'nun Türkün ikinci vatanı olmadığı, hatta anayurdu olduğunu söyledi. Göktürk Devleti'nin de ilk Türk adını taşıyan devlet olduğu tezini de çürüten Memiş, Hureler'in devamı olan ve M.Ö. binlerde yaşayan Türki Krallığı'nın Türk adını taşıyan ilk devlet olduğunun altını çizdi.

YETKİLİLER KULAK VERSİN

"Türk tarihini Hunlar'la başlatıyoruz. Hunlar Orta Asya'da büyük bir devlet kurmuşlar ama ilk değiller. Yetkililerin bu serzenişe kulak vermesi gerek. Çocuklarımıza yanlış bilgiler veriyoruz. Biz buralara sonradan gelmedik. Hep vardık. Bu toprakların o tarihlerden bu yana bizim olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz. Ders müfredatlarına bunlar işlenmeli" diyen Memiş, yeni araştırmaları gözden geçirmek gerektiğini belirtti.

Ispanak gerçekten kasları güçlendiriyor

 Ispanak gerçekten kasları güçlendiriyor


ABD’Lİ bilim insan- ları, ıspanak yiyerek pazılarını şişiren “Temel Reis” karakterinin gerçeğe dayandığını bilimsel olarak kanıtladı. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi uzmanları, ıspanağın içindeki kimyasallar sayesinde kasları oluşturan proteinin üretimini yüzde 20 artırdığını ortaya koydu. Araştırmaya göre kasların güçlenmesine ıspanağın içinde bulunan ‘phytoecdy’ isimli bir madde sebep oluyor. Uzmanlara göre günde 2 tabak ıspanak ya da yeşil yapraklı sebze tüketen bir kişinin kasları giderek güçleniyor. Daha önce de ıspanağın kansızlık ve göz hastalıkları ve kalp krizi riskine karşı kişiyi koruduğu ve ortaya çıkmıştı.

Üzmez’in yaptığı lanetlenmeli’

kişisel

Vakit yazarı Üzmez’e cinsel taciz suçlaması muhafazakâr basında tartışma yarattı. İşte AKP’li Böhürler'in sert eleştirisi

AKP MKYK üyesi Ayşe Böhürler, Yeni şafak gazetesindeki köşesinde Vakit yazarı Hüseyin Üzmez’in adının karıştığı skandalı sert bir yazıyla kınadı. Böhürler, Üzmez’i savunan Vakit yazarlarının, ’din kardeşliği yerine erkek kardeşliği’ ile hareket ettiklerini söyledi:

‘Din kardeşliği mi erkeklik mi?’

Hüseyin Üzmez meselesine her şeyden önce bir anne olarak tepki duydum. İnsanların özel hayatı ile ilgilenmem ama özellikle dini söylemlere eşlik eden ahlaksızlıklara herkesten önce bizim tepki vermemiz gerektiğini düşünürüm. Çünkü ne yazık ki inançlar öğretiler üzerinden değil, uygulayanlar üzerinden yargılanıyor. Kişisel zaafları, ahlaki düşüklükleri ” bizden birisi yaptı “ mantığı ile savunmak herkese zarar veriyor. Kimse mükemmel değil, elbette herkesin içinde iyi ve kötü duygular var ve hayat bunların mücadelesi ile geçiyor. Günah kavramının inançlı insanların dünyasından silindiğini kim söyleyebilir ki. Ya da böyle bir şeyi iddia etmek mümkün olabilir mi? Ancak dini inançları olan bunları söylemleri ile güçlendiren özellikle de iddialı kişilerin daha terbiye edilmiş olmasını bekliyor insan. Tarihte, hayatın kendisi de bize bunun tersi örnekleri sunsa da genelleştirmenin, damgalamanın meseleyi şahsilikten çıkarmanın, damgalamanın da korumaya çalışmanın, erkek dayanışması göstermenin manası yok. Hele mesele ahlak olunca, çocuklar olunca hoşgörmek, anlamaya çalışmak, komplo diye geçiştirmek dindarlığın ruhuna sığmadığı gibi zarar da verir. İnsanların zaafları ve ahlaki düşüklüklerini dini kimlikleri nedeniyle tüm dindarları kapsayan bir tartışma alanına dönüştürülmesine de yapılan ahlaksızlığa göz yumulmasına da karşıyım. Kimin yaptığı değil işin kendisi lanetlenmeli. Ahlaksızlık ancak o zaman doğru tanımını bulabilir. Mesele din kardeşliğinin ötesinde erkek kardeşliği olmasın?”vatan