Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar

Karşılaşmanın galibi kim oldu?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun dünkü tartışması, " gerçeği " ortaya çıkarmadı.
- Tahmin ettiğimiz gibi çok sayıda belge, taraflarca kameralara ve birbirlerine gösterildi. Hangi belgenin, hangi iddianın dayanağı
ya da cevabı olduğunu anlamak kolay değildi. Tarihler ve kayıt numaraları birbirine karışıp durdu.
- Bazı belgelerin bir kısmı okundu. Ancak adaletli bir karar verilebilmesi için bu belgelerin tamamının, uzman gözüyle incelenmesi gerekir ki TV ortamı buna imkan tanımıyor.
- Tartışma biter bitmez, iki tarafın da, " Gördünüz mü; ağzının payını nasıl da verdim " dediği haberi geldi. Bu da tarafların oluşan ortamdan memnun kaldıklarını gösteriyor.
- Tartışmayı düello olarak nitelemenin, doğru olmadığına değinmiştim dün. Boks karşılaşmasına daha fazla benzeyeceğini tahmin etmiştim.
İki taraf da halinden memnunsa, rakiplerine birer yumruk çakmışlar demektir. Ama kimse diğerini dağıtamadı. Nakavt hiç edemedi. Birkaç küçük sıyrıkla kurtuldular. Şimdilik!
- 'Program' biter bitmez, internet siteleri "Sizce kim haklı" diye anketler düzenledi. TV'ler vatandaşa sorular yöneltti. Başka bir açıdan bakıldığında, tuhaf bir durum bu: Suç ya vardır, ya yoktur! " Gerçek " anketle ortaya çıkar mı?
- Tabii tartışmanın olumlu yanları da var: Adeta kanlı bıçaklı hale gelmiş olan bu iki siyasetçinin, gerektiğinde, " sakin ve makul " bir biçimde tezlerini ortaya koyabildiklerini gördük.
- Tarafların sakin ve makul davranmalarında özellikle Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın uyarılarının etkili olduğu belliydi.
- Evet, "gerçek" ortaya çıkmadı ama o yönde bir adım atılmış oldu: Taraflar ellerindeki belgeleri, hem birbirleriyle paylaştı, hem de medyaya sundu.
Bundan sonra, konunun uzmanları bunları inceleyerek durumu aydınlatabilir ve yeni sorular ortaya atabilir.
- Şunu da söyleyebiliriz: Bir " itiraf " ya da " ifşaat " olmadığı sürece TV ekranı "gerçeği" ortaya çıkan bir mecra değil.
Bunun yapılabilmesi için; gazete, dergi, internet gibi hem görsel, hem de " yazılı " mecralara ihtiyaç var.
- Başka şeyler de öğrendik: Mesela siyasetçilerin haberi olmadan adları kullanılıyor. Hem de resmi belgelerde!
- TIR kamyonları, kaçakçılık ve narkotik ekipleri tarafından, " kırmızı, sarı ve yeşil hat" olarak üç kategoriye ayrılıyor. Şaibeli olanlar ("kırmızı" hatta alınmışlar) didik didik aranıyor.
- Bundan sonra neler olabilir? Hiç kuşku yok ki 'Hilton Medyası' konuyu didikleyecektir.
Elbette didiklesinler, demokraside medyanın bir görevi de budur.
Ancak tartışma sırasında verilen Vatan gazetesi örneği, haberlerin nasıl da çarpıtılarak insanların töhmet altında bırakıldığını ortaya koydu. ( Hani şu eski numara: " Başlık ve fotoğraf " başka şey söylüyor, " haberin içeriği " ise bambaşka. Ama akıllarda, başlık ve fotoğraf kalıyor.)
- Artık bir siyasetçi, rakibi tarafından 'TV ringine' davet edildiğinde hayır diyemez. Kaçan iftiracı ilan edilir.
Özetin özeti: Bence bu tartışma CHP'ye yaradı.
" Haklı çıktı " demiyorum, " işine yaradı " diyorum. Çünkü tartışma kafaları daha da karıştırdı, medyaya yeni malzeme çıktı, suçlayan da suçladığıyla kaldı!kaynak,sabah,

Açık oturumun galibi demokrasi ve şeffaflıktı...

MEHMET BARLAS
Dün televizyondaki açık oturumdan (veya açık duruşma) ötürü kutlanması öncelikle gereken kişi Uğur Dündar'dı.
Neticede herkesi televizyonların karşısına kilitledi ve meslek hayatında yeni bir başarıya imza attı.
Ama bu oturumdan kimin galip çıktığını söylemek kolay değil.
Öncelikle "Demokrasi" ve "Şeffaflık" galip çıktılar.
Gerek Dengir Mehmet Fırat, gerekse Kemal Kılıçdaroğlu, kendilerinden beklendiği gibi savlarını da, iddialarını da belagatla seslendirdiler.
Onları dinleyenler de tuttukları tarafa ve siyasi eğilimlerine göre, konuşmacılardan birinin haklı olduğuna kendilerince karar verdiler.
Keşke mümkün olsaydı ve bu açık otumun tüm izleyicilerinin temsil edildiği bir kamuoyu yoklaması yapılabilseydi. Bu bir çeşit "Büyük jüri" niteliği taşıyan izleyiciler topluluğunun kararını da yansıtırdı.

Oybirliği olamaz
Ama neticede bu da tartışan taraflardan birinin performansı hakkında "nihai karar" olamazdı. Çünkü "Jüri sistemi"nde karar için "oybirliği" aranır.
Bu ayrıntıları bırakıp, esasa gelirsek.
Siyasetçilerin birbirleri hakkında "Hayali ihracatçı" veya "Eroin kaçakçısı" benzeri suçlamalar yaparken çok dikkatli davranması gerekiyor.
Her meslek grubunda olduğu gibi elbet siyasetçiler arasında da yasaları çiğneyen ve fiilleri Ceza Yasası'nın kapsamına giren insanlar vardır.
Ancak iktidardaki bir partinin Genel Başkan Yardımcısı hakkında, ana muhalefet partisinin sözcüsü bu tür ağır suçlamalarla dolu iddiaları seslendirmeyi düşündüğü zaman, bir savcıdan ve bir yargıçtan daha özenli davranmak zorundadır.
Çünkü bu suçlamalar sade rakip partiyi değil, tüm siyasi partileri, siyaset mesleğini ve nihayet demokrasiyi kuşku bulutlarına gömer.
Böyle suçlamalara hedef kıldığı kişi bir televizyon canlı yayınında karşısına geldiği zaman da, sunduğu belgelerle karşısındaki ağzını açamaz halde bulunmalıdır.

Ölçü kaçmamalı
Bu konuda son dönem siyasi tartışma ortamımızda, suçlamalar ve iddialar, sınır ve ölçü tanımaz bir genişlikte sürüyor.
Özellikle iktidar partisini hedef alan suçlamaların, önce "şeriatçılık"tan başlayıp, sonunda "eroin kaçakçılığı"na kadar dayanması, işin ölçüsünün kaçtığının kanıtı değil midir?
Yine son noktaya gelelim.
Toplum (veya seçmen) nihai kararını seçimlerde verecektir.
Eğer seçmenin zihninde AK Parti'nin suçlularla dolu olduğu yolunda bir düşünce varsa, seçmen tartışılmaz biçimde mahkumiyet kararını verir.
Yok eğer CHP sözcülerinin iddialarını "iftira" olarak görenler çoğunlukta ise, bu da seçmenin oylarına yansır.
Son söz olarak yine Uğur Dündar'ı kutluyorum.

TEB, iPhone'a giren ilk banka oldu

Türk Ekonomi Bankasının (TEB), iPhone'a giren "ilk" banka olduğu bildirildi.

TEB, iPhone'a giren ilk banka oldu

 olduğu kaydedildi.

Açıklamada, mobil bankacılık hizmetlerini CEPTETEB adı altında toplayan bankanın, bunun iPhone özel versiyonunu hizmete koyduğu, Türkiye'de piyasaya yeni çıkan iPhone'u kullananların, "iphone.teb.com.tr" adresine girerek TEB'in mobil bankacılık hizmeti CEPTETEB'i ana sayfalarına ekleyebilecekleri belirtildi.

Tasarım dışında, telefonun dokunmatik navigasyon özelliğini de destekleyen versiyonla iPhone kullanıcılarının TEB'in mobil bankacılık hizmetinden kolaylıkla faydalanabilecekleri vurgulanan açıklamada, TEB'in, CEPTETEB projesiyle bu yıl stratejik ortağı BNP Paribas'ın faaliyet gösterdiği 85 ülke arasında düzenlediği inovasyon yarışmasında iki ödül birden aldığı hatırlatıldı.,,kaynak,sabah

AA

Halkbank bin KOBİ'yi internetten eğitecek

Halkbank bin KOBİ'yi internetten eğitecek

üniversitenin 18 farklı başlıkta açtığı e-sertifika programlarına ücretsiz olarak katılma fırsatı sunacak. KOBİ bankacılığının sektördeki öneminin gün geçtikçe arttığına işaret eden Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın, şunları kaydetti: "KOBİ'ler, büyümeye ve gelişmeye açık esnek yapıları ve krediye olan ihtiyaçlarıyla bankaların en önemli müşteri kitlesi konumundalar. Bugün kaynaklarını aktaracak alternatif alanlar arayan tüm bankalar, KOBİ'lerin bankası olarak anılmak için rekabet ediyor. Kurulduğu günden beri KOBİ'lere destek sağlamanın Türkiye'nin geleceğine yatırım yapmakla eş anlamlı olduğunu bilen Halkbank, maddi destekle yetinmeyip etkin yönetim stratejilerinin KOBİ'ler tarafından uygulanması ve geliştirilmesinin yanı sıra kurumsal yönetim ilkelerinin işletmelerde yaygınlaştırılmasını, böylece hem onlar hem de Türkiye için sürdürülebilir kalkınmayı mümkün kılmayı amaçlıyor.",kaynak,sabah,

ABD'nin en büyük bankası da battı

ABD hükümeti, ülkenin en büyük mevduat bankası Washington Mutual'a el koydu.

ABD'nin en büyük tasarruf ve kredi bankası Washington Mutual'ın varlıkları ise JPMorgan tarafından 1,9 milyar dolara satın alındı.

ABD'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu olarak kabul edilen ''Federal Deposit Insurance Corp'' Başkanı Sheila Bair, kurtarma operasyonunun banka hakkındaki spekülasyonlar ve müşterilerin sakinleşmesi için perşembe gece yapıldığını söyledi.

FDIC, müşterilerin bugün normal işlemlerini yapabileceğini ve bütün mevduat sahiplerinin tamamen koruma altında olduğunu açıkladı.
ABD hükümetinin bankaya el koymasının, alternatifler üzerinde çalışan banka yönetim kurulu için sürpriz olduğu da belirtildi.

Gece, Washington Mutual'a el konulması, bankanın 119 yıllık bağımsızlık deneyimini sona erdirirken, bu el koyma ve satış işlemi Washington yönetiminin bankacılık endüstrisini tıkayan sorunlu tutsat (mortgage) kredilerini temizleme girişimlerindeki son tarihi adım olarak değerlendiriliyor.

Washington Mutual, martgage kredilerinden kaynaklanan zararlardan ve küresel finansal krizden en fazla etkilenen bankalardan biriydi.

Düzenleyici kurumlara göre, Washington Mutual varlıkları 307 milyar dolar ve mevduatları 188 milyar dolardı. ABD'de daha önce en büyük bankacılık iflası Continental Illinois National Bank & Trust olmuştu. Banka 1984 yılında çöktüğünde 40 milyar dolar varlığa sahipti.

JP MORGAN SATIN ALDI
JPMorgan Chase, bu satın almanın ardından 23 eyalette 5 bin 410 şubeye sahip olacağını açıkladı.

JPMorgan Chase, böylece 2,04 trilyon dolar varlıkla Citigroup'un ardından ülkenin ikinci büyük bankası oldu.

Haziran ayı sonu itibarıyla New York merkezli JPMorgan Chase'in, 1,78 trilyon dolar varlığı, 722,9 milyar dolar mevduatı ve 3 bin 157 şubesi bulunuyordu.

Aynı dönemde 2 bin 239 şubesi bulunan Washington Mutual'ın, 43 bin 198 çalışanı vardı.

Bu el koyma ve satış işleminden sonra kaç kişinin işsiz kalacağı bilinmiyor.,,kaynak,sabah

AA

HSBC 1100 kişiyi işten çıkaracak

İngiliz bankacılık devi HSBC, dünya çapında bin 100 çalışanının işine son verecek.

HSBC sözcüsü Gareth Hewett, yaptığı açıklamada, yarısı İngiltere'deki yatırım bankacılığı bölümünden olmak üzere küresel bankacılık ve piyasa operasyonlarında görevli bin 100 kişinin işten çıkarılacağını söyledi.
Hewett, ''Bu kararı, mevcut piyasa koşulları, ekonomik durum ve 2009 yılına ihtiyatlı bakışımız nedeniyle aldık'' dedi.

Avrupa'nın yanı sıra Asya ve Amerika kıtasında da faaliyet gösteren HSBC'nin işten çıkarma kararından etkilenecekler arasında Hong Kong'da çalışan 100 kişi de bulunuyor.

HSBC'nin Hong Kong ve Çin'deki yöneticisi Peter Wong, başka işten çıkarmalar olması olasılığını gözardı etmediklerini belirterek, ''Sanırım mali sektörde bu tür kararlar alınmaya devam edecek'' dedi.

Dünya çapında 335 bin kişiyi istihdam eden HSBC, geçen ay yılın ilk yarısında karının yüzde 28 düşerek 10,2 milyar dolar olduğunu, ABD'deki şüpheli alacakları nedeniyle 14 milyar dolar zarar ettiğini açıklamıştı.
Finansal piyasaları etkileyen kredi krizi nedeniyle bankacılık sektörü üzerindeki baskılar artarken, bu sorunlar hükümetleri, bazı şirketleri kurtarmanın yanı sıra para piyasalarını desteklemeye zorluyor.,kaynak,sabah

Fortis satılacak mı?

Belçika-Hollandalı finans grubu Fortis'in CEO'su Herman Verwilts "ekstrem senaryoda" bankanın asıl varlıklarını da (core assets) satmayı düşünebileceğini söyledi.

Fortis tarafından öğle saatlerinde yapılan açıklamada bankanın ikincil varlıklarını (non-core assets) satmayı düşündüğü söylenmişti.

Fortis CEO'su yaptığı açıklamada bankanın iflas etmeyeceğini ve 8 milyar euroluk sermaye hedefine ulaşabileceğini söyledi.

Hollanda Maliye Bakanı ise kabinenin Fortis'in durumu hakkında görüştüğünü belirtti.

Dünya merkez bankaları birleşti 250 milyar dolarla krize set çekti

 
 
 
Dünya merkez bankaları birleşti 250 milyar dolarla krize set çekti
Uluslararası piyasalarda yaşanan likidite ve güven sorununa merkez bankaları el attı. ABD, Avrupa, İngiltere, İsviçre, Japonya ve Kanada merkez bankaları, piyasaları 250 milyar dolar fonlayacaklarını açıkladı. İlk etapta 180 milyar doları kullandıracağını belirten FED de, geçici döviz swap düzenlemesiyle merkez bankalarına yardımcı olacağı mesajını verdi.

BÜYÜK Buhran’dan beri global finans piyasalarında yaşanan en büyük krize çözüm bulmak isteyen merkez bankaları, çareyi birlikte hareket etmekte buldu. Krizle ortaya çıkan likidite sorununu aşmak ve piyasalardaki güveni yeniden inşa etmek isteyen ABD, Avrupa, İngiltere, İsviçre Japonya ve Kanada merkez bankaları, kısa vadede piyasaları 250 milyar dolar fonlayacaklarını açıkladı. Ortak hareket ederek bir ilke imza atan merkez bankaları, böylece piyasalarda yaşanan türbülansa geçici de olsa bir set çekmeyi amaçlıyor.

İlk adım FED’den

ABD Merkez Bankası (FED) önderliğinde hareket eden Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BOE), Japonya Merkez Bankası (BOJ), İsviçre Merkez Bankası (SNB) ve Kanada Merkez Bankası (BOC) Wall Street’ten tüm piyasalara yayılan global krizle ortaya çıkan likidite sıkışıklığını yatıştırmaya bazı dönük önlemler aldı. Buna göre, gecelik ve kısa vadeli borçlanma ihtiyaçlarını gidermek amacıyla piyasalara ilk etapta 180 milyar dolarlık fonlama yapacağını açıklayan FED, dolar ihtiyacı olan merkez bankalarına geçici döviz swap düzenlemesiyle yardımcı olacağının mesajını verdi.

30 Ocak’a kadar geçerli

Merkez bankaları tarafından alınan kararlar sonrasında FED, Avrupa Merkez Bankası ile 110 milyar dolarlık, Japonya Merkez Bankası ile 60 milyar dolarlık, İngiltere Merkez Bankası ile 40 milyar dolarlık, İsviçre Merkez Bankası ile 27 milyar dolarlık ve Kanada Merkez Bankası ile 10 milyar dolarlık swap anlaşması imzaladı. Böylece piyasalara yapılacak fonlama miktarı toplamda 247 milyar doları bulurken, FED, yaptığı bütün karşılıklı geçici döviz swap anlaşmalarının 30 Ocak 2009’a kadar geçerli olacağını açıkladı. Ortak müdahale sonrasında ise gecelik dolar fonlama maliyetleri yüzde 2’ye kadar geriledi.

Merkez bankaları tarafından alınan önlemlerle ilgili yapılan ortak açıklamada, ortak hareket etmenin önemine işaret edilerek, "Merkez bankalarının son birkaç gündür bireysel olarak yaptıkları müdahalelerle birlikte alınan bu son önlemler, global finans piyasalarındaki likidite koşullarını artırmaya yöneliktir. Merkez bankaları birlikte çalışmaya ve gerekli adımları atmaya devam edeceklerdir" denildi.

600 milyar doları aştı

Dünyanın önde gelen merkez bankalarının FED önderliğinde aldığı 250 milyar dolarlık önlem paketiyle birlikte bankaların son bir haftada piyasaya sürdükleri taze para miktarı 600 milyar doları aştı. Bu miktara Lehman Brothers’ın iflasına göz yuman FED’in sigorta devi American International Group’a (AIG), aktardığı 85 milyar dolarlık kaynağı da eklersek, son 1 haftada merkez bankalarından çıkan paranın miktarı 700 milyar dolara yaklaşıyor.

Ziraat FED’in EFT’sine girdi

GARANTİ Bankası Genel Müdürü Ergun Özen’in ardından, Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar da yurtdışındaki bankaları fonladıklarını açıkladı. Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, "Elimizdeki günlük 2-2,5 milyar dolar likiditeyle Avrupa ve Amerika bankalarını bir anlamda biz fonluyoruz" dedi. Ankara’da gazetecilerle biraraya gelen Çağlar, dünyadaki son gelişmeleri değerlendirirken, şunları söyledi: "Türk bankacılık sektörü paralarını yurtdışındaki muhabir bankalarda tutuyor, Merkez Bankası, hepimiz. ’Bizim parayı tuttuğumuz bankalara da bir gün bir şey olursa’ sıkıntısı yaşadığımız için biz tedbiren şunu yaptık, özellikle takas işlemlerimizde bizim New York’ta şubemiz vardı. Birkaç ay evvel onu Amerikan Merkez Bankası’nın FED’in, EFT (Elektronik fon transferi) sistemine dahil ettik. ",,kaynak,hürriyet

Oğlum bu evlilikte ihaneti de gördü sevilmemeyi de

 
 
Oğlum bu evlilikte ihaneti de gördü sevilmemeyi de Selçuk Ural, oğlu Hakan Ural'ın Sibel Can'la evliliği hakkında şok açıklamalar yaptı.

BİR ZAMANLAR ÖRNEK ÇİFTTİ (FOTO GALERİ)

Kanaltürk'te ekrana gelen "Orada Neler Oluyor" programına konuk olan Selçuk Ural, oğlu Hakan Ural'ın Sibel Can'la evliliği hakkında şok açıklamalar yaptı. Ural, "Oğlum bu evlilikte, ihaneti de, sevilmemeyi de, kullanıldığını da gördü" dedi.
Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in sunduğu programa konuk olan Selçuk Ural, "Oğlum ilk eşi Sibel Can yüzünden ölüyordu" diye konuştu. Ural şunları söyledi: "Oğlum Hakan'ı uçuruma sürükleyen olay, Sibel Can'la evlenmesiyle başladı. Bu nikâha şiddetle karşı çıktım. Evliliklerinin ilk yılında boşanmaları için Hakan'a yalvardım. 'Oğlum, boşan normal bir kadınla yuva kur' dedim. Oğlum beni dinlemedi. Sonra başına gelmedik kalmadı. Yavrum Pasif Depresif

denilen korkunç bir hastalığa yakalandı. Günde bir avuç ilaç içiyor, geceleri uyumuyor, yemek yemiyor, sürekli ağlıyor ve 'Baba beni kurtar' diye yalvarıyordu. Elleri, ayakları ve sırtı yara içindeydi. Yatağa yatamıyordu. Üç gün boyunca bir sandalyenin üzerinde ellerini tutarak 'Oğlum, bu kötü günler geçecek, elimi sıkı tut, hayata tutun' diye yalvardım. Oğlum Hakan, 'Baba sırat köprüsünden geçiyorum, yardım et' diye ağlıyordu. O günleri hiç unutamıyorum. Oğlum bu evlilikte, ihaneti de, sevilmemeyi de, kullanıldığını da gördü. Ölümden döndü ama Allaha şükür ki şimdi çok mutlu. Onu deliler gibi seven iyi aile terbiyesi almış olağanüstü bir eşi var."
Mahkemede hesaplaşırız
Sibel Can, Selçuk Ural'ın söylediklerine şu yanıtı verdi: "Bu konularda konuşması gereken ilk kişi benim ama ben asla konuşmadım konuşmayacağım. Sonuçta o iki çocuğumun dedesi. Buna saygımdan dolayı yine yanıt vermeyeceğim. Ama beni ve ailemi rencide edecek bir cümle ağzından çıktıysa mahkemeye hesaplaşırız.",,kaynak,hürriyet

Kahvedeki köylülerin üzerine iki boğa düştü

 
 


VAN’ın Çatbayır Köyü’nde kavga eden iki boğa, 3 metrelik damdan köy kahvesinin önünde oturan iki köylünün üzerine düştü. Her biri 700’er kiloluk iki boğayı merada otlatmak isteyen Ahmet Aydoğan, ahırdan çıkardı. Aydoğan’ın önünde bir süre yürüyen boğalar aniden kızıp kavgaya tutuştu. İki boğa, yolla aynı seviyede bulunan bir evin damında kavgalarını sürdürdü ve evin damından hemen yan taraftaki kahvenin kenarında oturanların üzerine düştü. Neye uğradıklarını şaşıran Fahrettin Cudi (50) ile Asım Gül (17) yaralandı. Van Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralıların sağlık durumlarının iyiye gittiği belirtildi.