Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
Yazılar

Temmuzda en çok getiri altından

ANKA
 
 
Başlıca finansal yatırım araçları içinde Temmuz ayında en yüksek getiri külçe altından elde edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre, Temmuz ayında külçe altının ÜFE ile indirgendiğinde reel bazda yüzde 3.21, TÜFE’ye göre ise yüzde 3.90 kazandırdığı belirlendi. Külçe altının nominal getirisi ise yüzde 4.50 olarak gerçekleşti. Getiri oranında altını mevduat faizi izledi. Nominal getirisi yüzde 1.34 olan mevduat faizi, ÜFE’ye göre yüzde 0.09, TÜFE’ye göre ise yüzde 0.76 reel getiri sağladı. Euro, geçen ay reel bazda ÜFE’ye göre yüzde 1.53, TÜFE’ye göre yüzde 0.87 zarara yol açtı. Reel olarak ÜFE’ye göre yüzde 2.91 kayba neden olan dolar, TÜFE’ye göre de yüzde 2.27’lik kayıp yaşattı. Borsa da yatırımcısına geçen ay reel bazda ÜFE’ye göre yüzde 5.38 ve TÜFE’ye göre yüzde 4.75 kaybettirdi.

SON ÜÇ AYIN GALİBİ MEVDUAT FAİZİ

Mevduat faizi, son üç ayda ÜFE ile indirgendiğinde yatırımcısına yüzde 0.09, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 2.07 oranında reel getiri sağladı. Aynı dönemde külçe altın, ÜFE’ye göre yüzde 6.78, TÜFE’ye göre yüzde 4.93 oranında reel kayba neden oldu. Euro, reel bazda ÜFE’ye göre yüzde 10.05 ve TÜFE’ye göre yüzde 8.27 kaybettirirken, dolar ÜFE’ye göre yüzde 10.15 ve TÜFE’ye göre yüzde 8.37 zarara neden oldu. Borsa ise reel bazda ÜFE’ye göre yüzde 16.03, TÜFE’ye göre yüzde 14.36’lık kayıp yaşattı.

Altı aylık değerlendirmeye göre ise külçe altın ÜFE’ye göre yüzde 2.61 kaybettirirken, TÜFE’ye göre yüzde 5.62 kazanç sağladı. Euro reel bazda ÜFE’ye göre yüzde 3.57 kayba neden olurken, TÜFE’ye göre yüzde 4.58 oranında kazandırdı. Reel bazda ÜFE’ye göre 6.06 zarara neden olan mevduat faizi, TÜFE’ye göre yüzde 1.87’lik kazanç sağladı. Anılan dönemde dolar ÜFE’ye göre yüzde 10.11, TÜFE’ye göre yüzde 2.52 kaybettirirken, Borsa ÜFE’ye göre yüzde 34.34, TÜFE’ye göre yüzde 28.80 oranında yatırımcısına zarar ettirdi.

YILLIK GETİRİDE KÜLÇE ALTIN

Yıllık olarak değerlendirildiğinde, finansal yatırım araçları en fazla reel getiri oranına göre külçe altın, mevduat faizi, euro, dolar ve Borsa olarak sıralandı. ÜFE ile indirgendiğinde, külçe altın yüzde 13 oranında reel getiri sağlarken, mevduat faizi yüzde 1.72, euro yüzde 8.03, dolar yüzde 20.02 ve Borsa yüzde 39,87 oranında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise külçe altın yüzde 19.40 ve mevduat faizi yüzde 3.85 oranında reel getiri sağlarken, euro yüzde 2.82, dolar yüzde 15.49 ve Borsa yüzde 36.46 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Doğalgaz zammı için iptal davası açıldı

A.A.
 
 
Tüketici Hakları Derneği (THD), Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) ve Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi (KİGEM), 1 Ağustos'ta yürürlüğe giren doğal gaz zammı ile doğal gaz zammını otomatiğe bağlayan Yüksek Planlama Kurulu kararının tüketicileri ilgilendiren kısımlarının iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı.

THD Genel Başkanı Turhan Çakar, dava dilekçesini verdikten sonra Danıştay binasının önünde yaptığı açıklamada, THD, ESM ve KİGEM olarak 1 Ağustos 2008'de yürürlüğe konulan yüzde 16,88 oranındaki doğal gaz zammı ile zamma dayanak olan “Enerji KİT'lerinin Uygulayacağı Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizmasının Usul ve Esasları Hakkında Karar”ın tüketicileri doğrudan ve dolaylı kısımlarının iptali, öncelikle de yürütmesinin durdurulması için bugün Danıştay'da dava açtıklarını söyledi.

Son bir yıl içinde konutlarda kullanılan doğal gaza yüzde 35 civarında zam yapıldığına işaret eden Çakar, bu çerçevede 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için gerekli olan aylık ortalama 125 metreküp, yıllık ortalama bin 500 metreküp gaz tüketimi baz alındığında, Ekim 2007'de aylık ortalama 77,30 olan doğal gaz faturasının, Ağustos 2008'de 104,70 YTL'ye çıktığını kaydetti.

Ekim 2007'de 927 YTL olan yıllık doğal gaz giderinin ise Ağustos 2008'de bin 256 YTL'ye yükseldiğini ifade eden Çakar, “Yani ortalama olarak aylık doğal gaz giderinde 27,4 YTL, yıllık doğal gaz giderinde ise 329 YTL bir artış olmuştur” dedi.

Asgari ücretle çalışan bir kişinin aylık ortalama doğal gaz giderinin Ekim 2007'de aylık ücretinin yüzde 18,4'ü iken, Ağustos 2008'de yüzde 21,3'e yükseldiğini kaydeden Çakar, şöyle konuştu:
“En düşük maaş alan bir memurun ise aylık ortalama doğal gaz gideri Ekim 2007'de yüzde 10,53 iken, Ağustos 2008'de yüzde 12,9'a çıkmıştır. 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren maliyet bazlı fiyatlandırmaya geçişi yani doğal gazda otomatik zammı öngören Yüksek Planlama Kurulunun 14 Şubat 2008 tarihli kararı ve buna bağlı olarak BOTAŞ tarafından gerçekleştirilen yüzde 16,88 oranındaki zam işlemi, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununa açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu kanunda BOTAŞ'a, tarife fiyatlarındaki artışı tek başına ve sınırsız olarak belirleme yetkisi tanınmadığından bu durum aynı zamanda EPDK'nın yetki alanına yapılan hukuka aykırı bir müdahaledir.”

Tüketicilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için vazgeçilmez bir unsur olan doğal gazın tamamen serbest piyasa ekonomisine terk edilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Çakar, “Doğal gaz zammı yaşamı zincirleme etkileyecektir. Doğal gaz otomatik zammının sonu toplumsal hüsrandır. Hükümetin bir an önce dışa bağımlı, özelleştirmeci, yanlış enerji politikalarından vazgeçerek, tüketici haklarına ve kamu yararına uygun bir enerji politikası uygulamasını istiyoruz” dedi.
 ,kaynak,hürriyet

Japonya'da enflasyon 27 yılın zirvesinde

A.A.
 
 
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Japonya'da enflasyon, son 27 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Temmuz ayında yıllık bazda fiyatlar, beklentilerin üzerinde, yüzde 7,1 arttı.

Japonya'da enflasyonun yükselmesi, yüksek enerji ve emtia maliyetlerinin firmaları sıkıştırarak ekonomiyi resesyona iteceği korkularını artırdı.

Savaş sonrasında uzun bir yenilenme dönemi yaşayan ülkede küresel yavaşlamaya bağlı olarak ihracatın yavaşlayacağı endişeleri büyüyor.

Japonya gibi ABD ve Almanya'da da enflasyon son 27 yılın en yüksek seviyelerinde seyrediyor,kaynak,hürriyet

Siyah çay dökme olarak satılamayacak

 
ANKA
 
 
Siyah çay, aromalı siyah çay ve kafeinsiz siyah çay veya doğrudan tüketime sunulan ürünler tüketiciye dökme olarak satışa sunulamayacak.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Türk Gıda Kodeksi Siyah Çay Tebliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğe göre siyah çay, aromalı siyah çay ve kafeinsiz siyah çay ürünlerine hiçbir katkı maddesi katılamayacak. Süzen poşet içinde satışa sunulan siyah çayların etiketinde, kullanım şekline göre "demlik süzen poşet" veya "süzen poşet" ifadesi ürün ismi ile aynı yüzde yer alacak. Ürünler veya doğrudan tüketime sunulan ürünler tüketiciye dökme olarak satışa sunulamayacak. Bu ürünleri satan işyerleri tebliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde tebliğ hükümlerine uyacak.

Bu süre içinde gerekli düzenlemeleri yapmayan üretim yerlerinin faaliyetine izin verilmeyecek.

Rekabet Kurumu: Akaryakıt fiyatları çok yüksek

 
ANKA
 
 
Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) bir yazı göndererek, akaryakıt sektöründe uygulanan fiyatların çok yüksek olduğunu, bunun sektörde rekabetin sağlanmamasından kaynaklandığını bildirdi.

Sektörün fırsat karları elde ettiğini kaydeden Rekabet Kurumu, EPDK’dan; sektöre ilişkin yasayı değiştirmesini, yüksek akaryakıt fiyatlarına neden olan sistemi yeniden düzenlemesini ve yeni rafineri başvurularını karara bağlamasını istedi.

Rekabet Kurumu, EPDK’ya gönderdiği, akaryakıt sektöründe hazırladığı rapor ve sektöre yönelik ön araştırmanın sonuçlarını açıkladı. EPDK’ya gönderilen yazıda, akaryakıt ürünlerinin fiyatlandırmasında rekabetin ihlal edildiği yönündeki iddiaların incelendiği belirtildi.

TÜPRAŞ VE 5 BÜYÜK DAĞITIMCI İNCELENDİ

“Akaryakıt Sektör Raporu”nda yer alan tespitlerden hareketle Rekabet Kurulu tarafından alınan karar gereğince; Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (Tüpraş) ve pazar payı itibarıyla en büyük beş dağıtım şirketini (Petrol Ofisi, Shell&Turcas Petrol, BP Petrolleri, Opet Petrolcülük, Total Oil Türkiye) kapsayan bir önaraştırma yapıldığı kaydedildi.

Önaraştırma Raporu’nun Kurul’da görüşülmesi sonucunda alınan 24 Temmuz tarihli kararda; yalnızca fiyatlandırmaya ilişkin bilgi ve belgelerden hareketle 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiği kanaatine ulaşılamayacağı ve bu nedenle soruşturmaya gerek olmadığı sonucuna varıldığı ifade edildi. Yazıda, “Ancak, eş zamanlı olarak görüşülen ‘Akaryakıt Sektör Raporu’nda yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, akaryakıt sektöründeki rekabetin önünde ciddi yapısal engeller bulunduğu ve sektörün rekabetçi bir görünüm arz etmediği sonucuna ulaşılmıştır” denildi.

FIRSAT KARLARI ELDE EDİYORLAR

Yazıda yer verilen “Akaryakıt Sektör Raporu”nda, 1 Ocak 2005’ten bu yana uygulanan serbest fiyatlandırmaya işaret edilerek, “Perakende fiyatlandırmaya da büyük ölçüde hakim olan dağıtım şirketlerinin, Tüpraş tarafından uygulanan ‘OFM’ benzeri bir model çerçevesinde bazen Tüpraş fiyatını bazen ise doğrudan uluslararası fiyatları takip etmek suretiyle fırsat karları elde etmeye yönelik bir fiyatlandırma stratejisi oluşturdukları” ifade edildi.

Sektörde dağıtım-bayilik seviyesinde bir dikey bütünleşme eğilimi olmamasına rağmen mevzuatın, dağıtım şirketlerinin kendi işlettikleri bayilerle yapılan satışlara sınırlama getirerek dikey bütünleşmeyi kısıtlayan bir model oluşturduğu kaydedilen raporda, dikey bütünleşmenin finansal avantajları dikkate alındığında, dağıtım ve perakende satış karlarının ayrışması sonucunu doğuran bu modelin, fiyat rekabeti yaratmak bakımından etkin bir model olmadığı vurgulandı. Bu nedenle dolayısıyla yüzde 15 sınırının, AB üyesi ülkelerdeki ortalama dikkate alınarak revize edilmesi ve Petrol Piyasası Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiği bildirildi.

Bununla birlikte, yüzde 15 sınırının yukarı çekilmesinin tek başına yeterli olmadığı, dağıtım/bayilik seviyesindeki dikey bütünleşme oranının yüzde 100’e yakın olduğu kaydedildi. Raporda, dikey bütünleşme oranını yüzde 100’e yakın düzeyde bulunmasına neden olan intifa ve tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri sözleşmelerin, “rekabet yasağı” olarak değerlendirilmeleri gerektiği; bu sözleşmeler ve benzer yollarla beş yılı aşan rekabet yasaklarına ya da bu sonucu doğuran sözleşmelere izin verilmemesi gerektiği anlatıldı.

5 ŞİRKET YÜZDE 90’A HAKİM

İntifa ve tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri sözleşmelerle yaratılan katı yapının, dağıtım pazarına girişlerin önünde ciddi bir engel teşkil ettiği kaydedilen raporda, “EPDK tarafından lisans verilmiş 47 dağıtım şirketi bulunmasına rağmen, sadece beş teşebbüsün pazarın yaklaşık yüzde 90’ına hakim olduğu ve bu durumun uzunca bir süredir değişmeden devam ettiği; dolayısıyla akaryakıt ürünleri sektöründeki en önemli sorunlardan birinin mevcut oligopolistik pazar yapısı olduğu ve kalıcı bir rekabetin tesis edilebilmesi için bu yapının mutlak suretle değişmesi gerektiği değerlendirilmiştir” denildi.

Özellikle yerleşim birimlerinde yeni bayilik oluşturmanın önünde fiili ve yasal engeller bulunduğuna işaret edilen raporda, pazar payı yüzde 5’in altında kalan küçük dağıtım şirketlerinin beş yıldan daha uzun süreli sözleşmeler yapabilmelerine imkan verilmesi önerildi.

Bayilik sözleşmelerinde yer verilen “minimum satış sınırı”nın da rekabete aykırı durum yarattığı anlatılan raporda, dağıtım şirketlerinin lisanslarının sürmesi için getirilen minimum 60 bin ton satış yapılması konusunun “açıkça” pazara giriş engeli yarattığı ve kaldırılması gerektiği kaydedildi.

YENİ RAFİNERİ BAŞVURULARINI HEMEN KARARA BAĞLAYIN

Tüpraş’ın hakim durumda olmasından hareketle rafinerilerin dağıtım şirketleri arasında ayrımcılık yapamayacağı yönünde bir düzenleme getirildiği anımsatılan raporda, bununla birlikte Türkiye akaryakıt pazarındaki gelişmeler kapsamında yeni rafineri yatırımlarının gündemde olduğuna dikkat çekildi. EPDK’ya yapılan söz konusu başvuruların süratle sonuçlandırılması gerektiğinin altı çizilen raporda, Tüpraş karşısındaki rekabetin güçlendirilmesi bakımından, ayrımcılığa ilişkin düzenlemenin “hakim durumda olan rafinericiler”le sınırlandırılarak, pazara yeni girecek rafinericilere kendi dağıtım kanallarının oluşturulması ve rekabetçi fiyatlandırma olanağının tanınması gerektiği belirtildi.

Yeni kurulacak olan akaryakıt istasyonlarının aralarında fiziki olarak bulunması gereken mesafelerle ilgili düzenlemelerin rekabete aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği vurgulanan raporda, dağıtım şirketlerinin pazar paylarına ilişkin yüzde 45’lik kısıtlamanın da gereksiz olduğu ifade edildi.

Petrol Piyasası Kanunu çıkarılırken de Rekabet Kurumu’nun bu görüşleri verdiği ancak görüşlerin dikkate alınmadığı kaydedilen raporda, bunun sonucunda sektörde sorunlar yaşanmaya başladığı ve Rekabet Kurumu’nun ceza kesme yolunun açık olduğu vurgulandı.

AKARYAKIT FİYATLARI YÜKSEK

Rapor verilerinin ardından değerlendirmede bulunulan yazıda, akaryakıt piyasasında fiyatların aynı olmadığı, küçük de olsa farklılıklar bulunduğuna işaret edildi. Akaryakıt fiyatlandırmasında rekabetçi piyasa yapısından uzak bir görünüm bulunduğunun altı çizilen yazıda, “Vergilerin akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinde önemli bir etken olduğu bir ölçüde kabul edilebilir olmakla birlikte, vergi dışı fiyatlar bakımından da Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yakın pazarlara kıyasla yüksek olduğu; depo fiyatlarının bile Avrupa perakende satış fiyatlarının üzerinde seyrettiği görülmektedir” denildi.

Uluslararası fiyatların dalgalı bir seyir izlediği ve Tüpraş tarafından OFM benzeri bir fiyatlandırma sistemin uygulanmakta olduğu 1 Ocak 2005 sonrası dönemde, fiyat düşüşlerinin, fiyat artışlarına kıyasla aynı duyarlılıkla piyasaya yansıtılmadığı vurgulandı.

Sektörde rekabetin önünde ciddi yapısal engeller bulunduğunun tespit edildiği belirtilen yazıda, “Teşebbüsler bir yandan sınırlı bir alanda rekabet ederken, diğer yandan bu yapısal engellerin yarattığı avantajlar sayesinde fiyat rekabetinden kaçınmaktadırlar” denildi. Rekabet Kurumu ceza kesse de kalıcı bir çözüm getirmeyeceği ve yapısal değişikliğe ihtiyaç bulunduğu anlatılan yazıda, “Bu aşamada mevcut bilgi ve belgeler 4054 sayılı Kanun’un (Rekabetin Korunması Hakkında Kanun) ihlal edildiği sonucuna ulaşmak bakımından yeterli görülmemekle birlikte, bu durum sektördeki teşebbüslerin tümüyle rekabetçi bir yapı içerisinde faaliyette bulundukları anlamına gelmemekte, EPDK’ya verilen düzenleyici yetkilerin, böyle bir durumda da gerekli olduğu ve rekabetçi bir yapı tesis edilene kadar kullanılması gerektiği düşünülmektedir” denildi.

Artık otel açılmasın

Alaçatı Turizm Derneği, beldedeki butik otel artışının oda fiyatlarını düşürmesi nedeniyle Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç'a dilekçe vererek bölgede otel açılmasına izin verilmemesini talep etti.

Dernek Başkanı Zeynep Öziş,  Türkiye'de en fazla talep gören küçük oteller yöresinin Alaçatı olduğunu, 2001 yılında ilk butik otelin açıldığı beldede bugün otel sayısının 59'u bulduğunu ifade etti.
Yalnızca son iki yılda 35 yeni otelin açıldığını, toplam yatak sayısının ise bin 130'u bulduğunu kaydeden Öziş, şunları söyledi:
“Belediye başkanımız, maksimum yatak hedefinin bin olduğunu söylemişti. Çok güzel yerler açıldı, ancak gelişmenin daha kontrollü olması gerektiğini düşünüyoruz. Bütün otelciler olarak bir bilgilendirme notu hazırladık ve başkana 'Artık otel inşaatında frene basın' dedik.”

-ODA VE KAHVALTI 400 YTL'Yİ BULUYOR-

Yaz aylarında iki kişinin ortalama 200 YTL'ye Alaçatı'daki bir butik otelde kaldığını söyleyen Zeynep Öziş, oda fiyatlarının 150 YTL ile 400 YTL arasında değiştiğini kaydetti.

Otellerdeki doluluk oranının düştüğüne dikkati çeken Öziş, şunları söyledi:
“2007 yılında Alaçatı'da mevcut otellerin yıllık doluluğu yüzde 20 idi. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yüzde 40 olan doluluk, yüzde 32'ye geriledi. Oda sayısı artıyor, misafir sayısı aynı. Otelciler de fiyat düşürmek zorunda kalıyor. Bu durum orta ve uzun vadede beldemize gelen turist niteliğinin düşmesine yol açacaktır.”

Öziş, 150 yıllık geçmişini koruyan ve misafirlerine huzur sunan beldenin “Plaza yorgunu, varlıklı, kültürlü ve görgülü” insanları hedef kitle olarak seçtiğini dile getirdi.

Zeynep Öziş, belediye başkanı ile görüşmelerinde, “saat 24.00'den sonra otellerde ve barlarda yüksek sesli müzik yayını yapılmaması” ve “taş otel inşaatında taşların dik olarak değil yatay olarak yerleştirilmesi” gibi taleplerini de ilettiklerini söyledi.

DALGIÇ: “YATAK SAYISININ YÜKSELMESİ BENİ SIKMAZ”

Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ise Çeşme ve Alaçatı turizmindeki asıl sıkıntının yatak kapasitesi azlığı olduğunu ifade etti.

Beldede fazla yatak olmasının bir sakıncası olmadığını söyleyen Dalgıç, “Herkesin düşüncesine saygı duyarım. Ancak yasal olarak otel açanları engellemek mümkün değil. Birine otel açma izni var, diğerine yok gibi bir mantığımız da olamaz. Yine de sorunları derinlemesine incelemek ve konunun derinine inmek gerektiğini düşünüyorum” dedi.
 

Ameliyathanede kene paniği


Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi’nde kadın hastalığı nedeniyle ameliyata alınan bir kadının sırtına yapışmış kene gören hemşire paniğe kapılarak elindeki ameliyat iğnesini önce kendine, sonra da onu yatıştırmaya çalışan doktor ve diğer hemşireye sapladı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ihtimaline karşı iki hemşire Ankara’ye sevk edilirken, doktor da izne ayrıldı.

Hemşire Arzu Ögren’in bir süre önce KKKA hastalığından yaşamını yitirdiği Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi’nde pazartesi Üroloji Uzmanı Dr. Fatih Altunrende, adı öğrenilemeyen hemşireler M.A. ve S.G., kadın hastalıkları rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gören S.K.’nın ameliyatına girdi.

Ameliyat sırasında kadının sırtında kene görülmesi üzerine hemşirelerden biri paniğe kapıldı. Hemşire elinde bulunan ameliyatta kullanılan iğneyi önce kendine, sonra da onu yatıştırmak isteyen diğer hemşire ve doktora sapladı. Ameliyatın tamamlanmasının ardından Dr. Altunrende, yapılan testlerin ardından izne ayrılırken, iki hemşire de kontrolden geçmek üzere Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildi.

Ameliyat olan hastanın sırtındaki kenenin de çıkarıldığı, yapılan tahlillerin ardından taburcu edildiği belirtildi. (DHA),vatan

Oda Oda Çiçek Dekorasyonu

Oda Oda Çiçek Dekorasyonu

En sık kullandığınız odaları çiçek ile aydınlatmak yorucu bir günün akşamında sizin için bir ilaç olacaktır.

Antre ve Hol:

Evinize giren için ilk etkilemeyi yapacak olan yerdir. Bu nedenle iri ve görkemli bir aranjman kullanılmalıdır. Antrenizde bir sütun veya şemsiyelik gibi dik duran bir nesneye küçük bir çelenk de asabilirsiniz. Eğer antrenizde küçük bir masanız varsa bir buket bulunduran sepet güzel bir görünüm verecektir.

Yemek Odası:

Akşam yemeklerini yediğiniz bir odanız varsa bu odaya en uygun çiçekler dekoru tamamlayacak porselen, gümüş veya kristal altlıklı olmalıdır. Daha güzel bir görüntüyü aynı model cristal vazoların mum ve çiçek ile bezenmesi ile elde edebilirsiniz.

Oturma Odası:

Çiçekler moral konusunda etkilidir. Yazları kullanmadığınız bir şömineniz varsa bunun içini canlı renkli ve iri mevsim çiçekleri ile süsleyebilirsiniz. Aile fotoraflarınızın bulunduğu bir sehpa daha küçük çiçekler için güzel bir yer olacaktır.

Mutfak:

Mutfak sadece yemeğin piştiği ve bulaşıkların yıkandığı yer değildir. Bir ev hanımının zamanının önemli bir kısmının geçtiği, çalışan bir kadının çoğunlukla işten sonra ilk gördüğü yerdir. Mutfakta özellikle pencere kenarına ışıktan hoşlanan saksı çiçekleri uygundur, mutfaktaki kullanılmayan bütün alanlar geri kalan dekorasyonu tamamlayacak biçimde canlı renkteki çiçekler ile bezenebilir. Ancak buzdolabı üstü ve fırın yanı gibi ısı yayan gereçlerin yakınları tercih edilmemelidir.

Yatak Odası:

Komedin üstündeki bir gonca gülün selamlamasıyla uyanmak güne güzel bir başlangıç demektir. Yatak odanız için gül, frezya, lilyum ve benzeri ince taç yapraklı çiçekler tercih edilmelidir. Yatak odasında özellikle saksı çiçeği konusunda aşırıya kaçmamak gerekir çünkü saksı çiçekleri karanlıkta biz insanlar gibi oksijen alıp kardondioksit vererek solunum yapmaktadır. Yaz aylarında pencereleri açık bir yerde yatıyorsanız güzel kokulu çiçekleri bolca yerleştirebilirsiniz. Yatmadan önce sulamanız odaya hoş bir koku yayacaktır.

Salon:

Salon için seçtiğiniz çiçeklerin eşya ve duvar renkleri ile uyum içinde, ancak farklı olmasına özen gösterin. Sözgelimi, koyu kırmızı bir halınız ve çam sehpanız varsa seçtiğiniz çiçeğin rengi çam rengi ile değil halının rengi ile özdeş olmalıdır. Çiçeklerin rengi üzerinde bulundukları eşyanın renginden farklı olmalıdır. Eğer hayat tarzınıza uyuyorsa salonlarınızda aykırı aranjmanlar bulundurabilirsiniz, hatta bu durumda yaşam tarzınızın bir sonucu olarak eşyalarınızın da bir parça aykırı olması muhtemeldir. Çiçeği de bu tarzınızı biraz zorlayacak biçimde seçmenizde yarar olacaktır. Eğer sakin bir tarzınız var ise çiçeğin iddialılığı konusunda aşırıya kaçmayın. Unutmayın çiçek görülmeli, ortamın sessizliğine uygun olarak konuşmalı ama sessizlikte bağırmamalıdır


beyaz çiçeklerden ferforje ferforje arajman

özel tasarım,ferforje arajman

Ürün Kodu: