Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) bir yazı
göndererek, akaryakıt sektöründe uygulanan fiyatların çok yüksek
olduğunu, bunun sektörde rekabetin sağlanmamasından kaynaklandığını
bildirdi.
Sektörün fırsat karları elde ettiğini kaydeden Rekabet Kurumu,
EPDK’dan; sektöre ilişkin yasayı değiştirmesini, yüksek akaryakıt
fiyatlarına neden olan sistemi yeniden düzenlemesini ve yeni rafineri
başvurularını karara bağlamasını istedi.
Rekabet
Kurumu, EPDK’ya gönderdiği, akaryakıt sektöründe hazırladığı rapor ve
sektöre yönelik ön araştırmanın sonuçlarını açıkladı. EPDK’ya
gönderilen yazıda, akaryakıt ürünlerinin fiyatlandırmasında rekabetin
ihlal edildiği yönündeki iddiaların incelendiği belirtildi.
TÜPRAŞ VE 5 BÜYÜK DAĞITIMCI İNCELENDİ
“Akaryakıt
Sektör Raporu”nda yer alan tespitlerden hareketle Rekabet Kurulu
tarafından alınan karar gereğince; Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.
(Tüpraş) ve pazar payı itibarıyla en büyük beş dağıtım şirketini
(Petrol Ofisi, Shell&Turcas Petrol, BP Petrolleri, Opet
Petrolcülük, Total Oil Türkiye) kapsayan bir önaraştırma yapıldığı
kaydedildi.
Önaraştırma Raporu’nun Kurul’da görüşülmesi
sonucunda alınan 24 Temmuz tarihli kararda; yalnızca fiyatlandırmaya
ilişkin bilgi ve belgelerden hareketle 4054 sayılı Kanun’un ihlal
edildiği kanaatine ulaşılamayacağı ve bu nedenle soruşturmaya gerek
olmadığı sonucuna varıldığı ifade edildi. Yazıda, “Ancak, eş zamanlı
olarak görüşülen ‘Akaryakıt Sektör Raporu’nda yer alan tespitlerle
birlikte değerlendirildiğinde, akaryakıt sektöründeki rekabetin önünde
ciddi yapısal engeller bulunduğu ve sektörün rekabetçi bir görünüm arz
etmediği sonucuna ulaşılmıştır” denildi.
FIRSAT KARLARI ELDE EDİYORLAR
Yazıda
yer verilen “Akaryakıt Sektör Raporu”nda, 1 Ocak 2005’ten bu yana
uygulanan serbest fiyatlandırmaya işaret edilerek, “Perakende
fiyatlandırmaya da büyük ölçüde hakim olan dağıtım şirketlerinin,
Tüpraş tarafından uygulanan ‘OFM’ benzeri bir model çerçevesinde bazen
Tüpraş fiyatını bazen ise doğrudan uluslararası fiyatları takip etmek
suretiyle fırsat karları elde etmeye yönelik bir fiyatlandırma
stratejisi oluşturdukları” ifade edildi.
Sektörde
dağıtım-bayilik seviyesinde bir dikey bütünleşme eğilimi olmamasına
rağmen mevzuatın, dağıtım şirketlerinin kendi işlettikleri bayilerle
yapılan satışlara sınırlama getirerek dikey bütünleşmeyi kısıtlayan bir
model oluşturduğu kaydedilen raporda, dikey bütünleşmenin finansal
avantajları dikkate alındığında, dağıtım ve perakende satış karlarının
ayrışması sonucunu doğuran bu modelin, fiyat rekabeti yaratmak
bakımından etkin bir model olmadığı vurgulandı. Bu nedenle dolayısıyla
yüzde 15 sınırının, AB üyesi ülkelerdeki ortalama dikkate alınarak
revize edilmesi ve Petrol Piyasası Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiği
bildirildi.
Bununla birlikte, yüzde 15 sınırının yukarı
çekilmesinin tek başına yeterli olmadığı, dağıtım/bayilik seviyesindeki
dikey bütünleşme oranının yüzde 100’e yakın olduğu kaydedildi. Raporda,
dikey bütünleşme oranını yüzde 100’e yakın düzeyde bulunmasına neden
olan intifa ve tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri sözleşmelerin,
“rekabet yasağı” olarak değerlendirilmeleri gerektiği; bu sözleşmeler
ve benzer yollarla beş yılı aşan rekabet yasaklarına ya da bu sonucu
doğuran sözleşmelere izin verilmemesi gerektiği anlatıldı.
5 ŞİRKET YÜZDE 90’A HAKİM
İntifa
ve tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri sözleşmelerle yaratılan katı
yapının, dağıtım pazarına girişlerin önünde ciddi bir engel teşkil
ettiği kaydedilen raporda, “EPDK tarafından lisans verilmiş 47 dağıtım
şirketi bulunmasına rağmen, sadece beş teşebbüsün pazarın yaklaşık
yüzde 90’ına hakim olduğu ve bu durumun uzunca bir süredir değişmeden
devam ettiği; dolayısıyla akaryakıt ürünleri sektöründeki en önemli
sorunlardan birinin mevcut oligopolistik pazar yapısı olduğu ve kalıcı
bir rekabetin tesis edilebilmesi için bu yapının mutlak suretle
değişmesi gerektiği değerlendirilmiştir” denildi.
Özellikle
yerleşim birimlerinde yeni bayilik oluşturmanın önünde fiili ve yasal
engeller bulunduğuna işaret edilen raporda, pazar payı yüzde 5’in
altında kalan küçük dağıtım şirketlerinin beş yıldan daha uzun süreli
sözleşmeler yapabilmelerine imkan verilmesi önerildi.
Bayilik
sözleşmelerinde yer verilen “minimum satış sınırı”nın da rekabete
aykırı durum yarattığı anlatılan raporda, dağıtım şirketlerinin
lisanslarının sürmesi için getirilen minimum 60 bin ton satış yapılması
konusunun “açıkça” pazara giriş engeli yarattığı ve kaldırılması
gerektiği kaydedildi.
YENİ RAFİNERİ BAŞVURULARINI HEMEN KARARA BAĞLAYIN
Tüpraş’ın
hakim durumda olmasından hareketle rafinerilerin dağıtım şirketleri
arasında ayrımcılık yapamayacağı yönünde bir düzenleme getirildiği
anımsatılan raporda, bununla birlikte Türkiye akaryakıt pazarındaki
gelişmeler kapsamında yeni rafineri yatırımlarının gündemde olduğuna
dikkat çekildi. EPDK’ya yapılan söz konusu başvuruların süratle
sonuçlandırılması gerektiğinin altı çizilen raporda, Tüpraş
karşısındaki rekabetin güçlendirilmesi bakımından, ayrımcılığa ilişkin
düzenlemenin “hakim durumda olan rafinericiler”le sınırlandırılarak,
pazara yeni girecek rafinericilere kendi dağıtım kanallarının
oluşturulması ve rekabetçi fiyatlandırma olanağının tanınması gerektiği
belirtildi.
Yeni kurulacak olan akaryakıt istasyonlarının
aralarında fiziki olarak bulunması gereken mesafelerle ilgili
düzenlemelerin rekabete aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği
vurgulanan raporda, dağıtım şirketlerinin pazar paylarına ilişkin yüzde
45’lik kısıtlamanın da gereksiz olduğu ifade edildi.
Petrol
Piyasası Kanunu çıkarılırken de Rekabet Kurumu’nun bu görüşleri verdiği
ancak görüşlerin dikkate alınmadığı kaydedilen raporda, bunun sonucunda
sektörde sorunlar yaşanmaya başladığı ve Rekabet Kurumu’nun ceza kesme
yolunun açık olduğu vurgulandı.
AKARYAKIT FİYATLARI YÜKSEK
Rapor
verilerinin ardından değerlendirmede bulunulan yazıda, akaryakıt
piyasasında fiyatların aynı olmadığı, küçük de olsa farklılıklar
bulunduğuna işaret edildi. Akaryakıt fiyatlandırmasında rekabetçi
piyasa yapısından uzak bir görünüm bulunduğunun altı çizilen yazıda,
“Vergilerin akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinde önemli bir etken
olduğu bir ölçüde kabul edilebilir olmakla birlikte, vergi dışı
fiyatlar bakımından da Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yakın
pazarlara kıyasla yüksek olduğu; depo fiyatlarının bile Avrupa
perakende satış fiyatlarının üzerinde seyrettiği görülmektedir” denildi.
Uluslararası
fiyatların dalgalı bir seyir izlediği ve Tüpraş tarafından OFM benzeri
bir fiyatlandırma sistemin uygulanmakta olduğu 1 Ocak 2005 sonrası
dönemde, fiyat düşüşlerinin, fiyat artışlarına kıyasla aynı
duyarlılıkla piyasaya yansıtılmadığı vurgulandı.
Sektörde
rekabetin önünde ciddi yapısal engeller bulunduğunun tespit edildiği
belirtilen yazıda, “Teşebbüsler bir yandan sınırlı bir alanda rekabet
ederken, diğer yandan bu yapısal engellerin yarattığı avantajlar
sayesinde fiyat rekabetinden kaçınmaktadırlar” denildi. Rekabet Kurumu
ceza kesse de kalıcı bir çözüm getirmeyeceği ve yapısal değişikliğe
ihtiyaç bulunduğu anlatılan yazıda, “Bu aşamada mevcut bilgi ve
belgeler 4054 sayılı Kanun’un (Rekabetin Korunması Hakkında Kanun)
ihlal edildiği sonucuna ulaşmak bakımından yeterli görülmemekle
birlikte, bu durum sektördeki teşebbüslerin tümüyle rekabetçi bir yapı
içerisinde faaliyette bulundukları anlamına gelmemekte, EPDK’ya verilen
düzenleyici yetkilerin, böyle bir durumda da gerekli olduğu ve
rekabetçi bir yapı tesis edilene kadar kullanılması gerektiği
düşünülmektedir” denildi. |