Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
29 tane "haber" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"haber" tagli diger ogeler resimler , videolar

Avrupalı bankaların 90 milyar euroya ihtiyacı var


Kredi krizinin yabancı bankalara faturası her geçen gün kabarıyor. Yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını koruyabilmesi için 60 ila 90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı

ABD’de ortaya çıkan kredi krizi Avrupalı bankaları da olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını cari seviyelerde tutubilmek için 60-90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı. Banka yatırımcıları için iki ana endişe kaynağı olduğuna dikkat çekilen Goldman Sachs’ın raporunda, “Bunlar düzenleyici baskılar ve Avrupa kredi döngüsündeki keskin dönüş. Düzenleyici baskılara ek olarak kredi kayıplarının 1990’ların başındaki seviyelere dönmesi halinde bankaların sermaye ihtiyacı 90 milyar euroyu bulabilir” denildi. Mortgage krizi nedeniyle bugüne kadar toplam 38 milyar dolar zarar yazan İsviçreli bankacılık devi UBS, yılın ikinci çeyreğinde, yeni bir büyük zarardan, büyük vergi kredisiyle kurtulacağını tahmin ettiğini bildirdi.

UBS, ikinci çeyreği başabaş veya hafif zararla kapatmayı umduğunu ve buna 2.96 milyar dolarlık vergi kredisinin katkısının olacağını belirtti. Moody’s’in dün kredi notunu düşürdüğü UBS, piyasaların daha da kötüleşmesinin yatırım bankacılığı bölümünün daha önce açıklanan riskli pozisyonlarında değer düşüklükleri yazılmasına ve zarara yol açtığına dikkat çekti. UBS’in 2.5-7.5 milyar dolar daha zarar yazacağı ve yeni sermaye artırımına ihtiyacı olacağı söyleniyordu.

Kriz en çok UBS’i vurdu

Kurum Zarar (milyar dolar)

UBS 38

Merrill Lynch 25.1

Citigroup 23.9

HSBC 12.4

Morgan Stanley 11.7

IKB Deutsche 9

Bank of America 8.2

Deutsche Bank 7.4

Credit Agricole 6.5

Credit Suisse 6.3

Washington Mutual 5.8

JPMorgan Chase 5

Wachovia 4.9

Şener’e Gülen vetosu

Yeni bir parti kurma hazırlığında olan Şener’in, Gülen cemaatine yakın Abant Toplantısı’nda konuşma isteği kibarca reddedildi

Hale GÖNÜLTAŞ / ANKARA


AKP ile ipleri koparan ve yeni bir parti kurma hazırlığı içerisinde olduğunu açıklayan Abdüllatif Şener, “Fethullah Gülen vetosu” yedi.

Abdüllatif Şener önceki gün öğle saatlerinde eşi ve çocukları ile birlikte Bolu’nun Abant ilçesindeki Abant Palace Otele hafta sonu tatili için geldi. Aynı otelde Cuma günü başlayan ve Gazeteciler Yazarlar Vakfı tarafından organize edilen Abant Platformu’nun “Kürt Sorunu” konulu toplantısı devam ediyordu.

VATAN’ın edindiği bilgiye göre, toplantıdan daha önceden haberdar olan, ancak davetli olmayan Abdüllatif Şener, öğle yemeği sırasında Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yöneticileri ile ayaküstü sohbet etti. Şener, vakıf yöneticilerine, “Katılımcıların hepsi çok değerli insanlar. Buraya kadar gelmişken, öğleden sonraki oturuma katılıp arkadaşları bir selamlamak isterim” dedi.

‘Hükümet tepki gösterir’

Vakıf yöneticileri, “Kürt Sorunu” toplantısı için kabinenin tüm üyelerine davetiye göndermelerine karşın Başbakan eski Yardımcısı Şener’in toplantıda kısa bir konuşma yapmasına sıcak bakmadılar. Vakıf yöneticilerinin, Şener’in toplantıda konuşmasının, hükümet kanadında, davetin kendileri tarafından yapıldığı izlenimine neden olacağı endişesini yaşadıkları öğrenildi. Yine yöneticilerin, Şener’in bir konuşma yapmasının hükümet ile yakın ilişkileri zedeleyeceği, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönebileceğinin söylendiği bir dönemde hükümet kanadında tepki çekeceği göüşünde oldukları öğrenildi. Tüm bu nedenlerle vakıf yöneticileri nazik bir dille Şener’in konuşma isteğini geri çevirdiler.


AKP'li başkan, Ecevit'in heykelini dikecek

BUCA Belediye Başkanı AKP'li Cemil Şeboy, eski partisi DSP'nin onursal lideri merhum Bülent Ecevit'in heykelini, Barış Mahallesi'nde yaptırdığı parka dikecek. Heykelde kasketiyle ayakta duran Ecevit, elinde güvercin taşıyacak.

Barış Mahallesi'nde Ecevit'in adını taşıyan park yaptıran Şeboy, heykelin de siparişini verdi. Heykelde kasketiyle ayakta duran Ecevit, elinde güvercin taşıyacak. Başkan Şeboy barışı seven, düzgün kişiliği ile örnek olan Ecevit'in adının Barış Mahallesi'nde bir parka vermenin gururunu yaşadıklarını söyledi.

AÇILIŞI SEZER YAPACAK

Ecevit Parkı'nın ve Heykeli'nin açılışını DSP'nin onursal başkanlarından Rahşan Ecevit ile arası açılan DSP lideri Zeki Sezer'in yapacağı bildirildi. Eylül ayında gerçekleştirilecek açılışın ardından Sezer, Alsancak Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenecek mitingde konuşacak.

ANAP, DSP ve AKP'den Buca Belediye Başkanı seçilen Cemil Şeboy'un arada bir de YTP üyeliği var. Buca'dan sonra gözünü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na d

Telefon faturasını kim ödüyor biraz kabarık da ondan?

Ergenekon kapsamında gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay sorguda kendisiyle ilgili delil diye toplanıp yöneltilen soruları duyunca çok şaşırdığını söylüyor. İşte o sorulardan bazıları:

ANKARA - Gazeteci Balbay, Ergenekon soruşturmasında yaşadıklarını ART televizyonunda Gazeteci Emin Çölaşan ile birlikte yaptığı programda anlattı. Balbay, 9 saat süren soruşturmayı 3 savcının yürüttüğünü, Zekeriya Öz’ün ise sorguya girip çıktığını belirtti. Emniyet’te gözaltında iken kendisine sorulan bazı sorularla “çaktırmadan” sorgulandığını aktaran Balbay, “Birinci gün ‘Sizce bu örgüt nasıl bir örgüt?’ diye sordular. ‘Ben sizden öğreneceğim’ dedim. Polis zaten öyle bir örgütün varlığına ve yakalanan herkesin parçası olduğuna inanmış. Avukatım, ’İfade verirsen 2 saat sonra gazetelere gidecek’ dedi. Ben de polise ifade vermeyeceğimi söyleyince polisler bozuldular. ‘Oysa burada ifade vermeniz sizin iyiliğinizeydi . Savcılığa gitmeden herşeyi öğrenmiş olacaksınız, hazırlanacaksınız’ dediler” diye konuştu.


‘Belgeler nereden geliyor’

Suçlamanın tam şeklinin “halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik etmek” olduğunu belirten Balbay, savcılıktaki sorgulamayı da şöyle anlattı: “Siz yasadışı Ergenekon terör örgütüne üye olma zanlısı olarak karşımızdasınız” dedi. “Bilgisayarınızdan çıkan bilgi, belge, dönümanlar herkeste olmayacak şeyler” dedi. “Bunlar benim kitaplarımın malzemeleri” dedim. “Nerden geliyor bunlar size?” diye sordular. “Gazeteci haber kaynağını açıklamaz. Bütün gazetecilerin Ankara Temsilcileri ve yazarları bu belgelere dayalı kitap yaparlar” dedim. Belgelerde Devlet ve İslam kitabım ve hazırlamakta olduğum PKK’yla mücadeleyle ilgili kitabın dökümanları vardı, aldılar. “Bu belgeler size nasıl geldi? Burada ne işi var?” “Mesleğim” diyorum. “Bu belgeler gazetecilere ulaşır mı?” diye soruyorlar.

‘Ödülü niye aldın?’

Buldukları önemli belgelerden biri de şu: Vedat Yenerer’in Kuvvayi Milliye internet sitesi sitesi var. 2006’da Yılın Kuvvacısı Ödülü verdi bana. “Bu ödülü niçin aldın?” diye sordular. “Rauf Denktaş’a da verildi o ödül. En az 25 kişiye verildi” dedim.

‘Fatura kabarık, kim ödüyor?

Daha önce tutuklananların hepsini isim isim sorular. “Veli Küçük’ü tanıyor musun?”, “Susurluğun aydınlatıldığını düşünüyor musun?”, “Bu telefon faturalarını kim ödüyor, çünkü biraz kabarık görünüyor?” Ben de “Burada kalmamın en büyük faydası telefon faturalarım düştü” diye espri yaptım.

‘Tolon’a indirim yapmışsın‘

Hurşit Tolon ile ilgili herşeyi soruyorlar: Bağlantın var mı?...

“1. Ordu Komutanıyken makamında ziyaret ettim” dedim. “Ayda en az 10 ziyaret yapıyorum, cumhurbaşkanları, başbakanlar, yüksek yargı organlarının başkanları...” Tolon biriyle konuşuyor, özetini okudular. Paşa diyor ki: Biz bunu ilanen yayınlayalım. Balbay bize yardımcı olur. “Bu nedir diyorlar?” Yanılmıyorsam şehitlerle ilgiliydi. Tolon öyle bir duyuru için beni arayıp “Ne kadara mal olur” dedi. “2.5 milyar” dedim. İndirimli yayınlanmasını sağladım. “İlanın dışında haber de yapmışsınız” dedi.

‘Sezer belgesi nedir?’

Savcı “Ahmet Necdet Sezer belgesini getirin” dedi. Gözlerim açıldı, nedir bu diye... Üstüne evrak numarası bile koymuşlar. Aldım elime... Yakını okuyamadığım için avukattan yakın gözlüğünü aldım, altta ne yazıyor diye baktım. Bana çekilen bir faks. “Sayın Balbay...” diye başlıyor. 25 kişilik bir liste var. Birinci sırasında Sezer var, ben varım, bir yığın isim var. Bunlar CHP’ye girerse, CHP oy alır diyor. Evrakın sonuna baktım, bir tane isim. Faksı çeken kişi telefon numarasını bile yazmış. “Sayın Savcım” dedim, “Bu bir vatandaşın bana çektiği faks. Kendi görüşü...

‘Özbek’i nasıl tanıyorsun?’

”Mustafa Özbek’i nereden tanıyorsun?“, ”Türkiyem topluluğu nedir“ diye sorudular. ”Türk Metal Sendikası Genel Başkanı... Türkiyem Topluluğu da kuruluşunu ilanen duyurmuş, sosyal devlet anlayışı içerisinde Atatürkçü, laik çizgide bir arayıştır“ dedim. ”Özbek ile 3 ortak noktamız var“ dedim. ”Üke bütünlüğü, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk’ün devrimleri

SSK'lıya kötü haber

1 Temmuz'dan itibaren kamu çalışanlarının ilaç ihtiyacı karşılanmayabilir

ANKA


Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türk Eczacıları Birliği arasında 1 Temmuz 2008’de yürürlüğe girmesi gereken ve vatandaşların yüzde 90’ının eczanelerden ilaç alma koşullarını belirleyen 2008 Yılı “İlaç Alım Protokolü” görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı, görüşmelerin tıkandığı bildirildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği arasındaki 2008 Yılı İlaç Alım Protokolü görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı ve görüşmeler tıkandı. 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi gereken ve kamu çalışanlarının ilaç alım koşullarını belirleyen protokolde anlaşma sağlanamaması üzerine 51 eczacı odası yarın Ankara’da olağanüstü toplanacak. Yapılan toplantı sonucunda eczanelerin kepenk kapatma eylemi yapabileceği öğrenilirken, 1 Temmuz’a kadar SGK ile anlaşmaya varılmadığı takdirde ise, kamu çalışanlarının ilaç ihtiyaçlarının karşılanamaması tehlikesi doğacak.

KURUM İSKONTOSU KALKMALI

SGK ile anlaşamayan eczacıların talepleri ise şu şekilde sıralandı:

“-Kurum ıskontosu kesinlikle protokolde yer almamalıdır. Ayrıca, bilinmelidir ki, bizler eczacıyı potansiyel suçlu olarak gösteren cezai hükümlerin ağırlıklı olarak bulunduğu bir Protokolü mesleki saygınlığımızı zedeleyici bir unsur olarak değerlendiriyor ve eczacıya yönelik böylesi bir yaklaşımı kabul edilemez buluyoruz.

-Diğer yandan, ilaç firması ve sosyal güvenlik kurumu arasındaki maddi ilişkinin bedelini eczacılar ödemekte, son üç yıldır kamu kurum ıskontolarının perakende satış fiyatı üzerinden yapılması nedeniyle, eczacılar yüzde 3’lere varan bir haksız ekonomik kayba uğramaktadır. İlaç şirketlerinin kamu kurum ıskontosunun eczane üzerinden yapılması uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.

-Buna ek olarak, hem kamuyu koruyan, hem de eczaneler arasında adil dağıtımı gerçekleştirerek düşük sermayeli eczanelerin ayakta kalmasını ve sağlık hizmeti vermeye devam etmesini sağlayan mevcut reçete dağıtım sistemlerinin korunması ve geliştirilmesi, olmazsa olmazlarımızdandır.”

Son sözü Bernanke söyleyecek

ABD Merkez Bankası'nın (FED) dün başlayan faiz toplantısı bugün sona erecek. Piyasalar merakla Türkiye saati ile 21.15'de açıklanacak faiz kararını bekliyor.

Faiz politikaları ile piyasaya yön veren FED'in bugünkü toplantısı ile ilgili beklentiler faiz oranlarının değiştirilmeyeceği yönünde. FED, 29-30 Nisan tarihlerinde yaptığı son toplantıda faizleri çeyrek puan indirerek yüzde 2.00 seviyesine çekmişti. Ancak faiz kararının ardından yapılan açıklamada, bu indirimin bir süre için son indirim olabileceğinin işareti gelmişti.

Uzmanlar, özellikle gayrimenkul piyasasasında yaşanan gerilemeye ve tüketici güvenindeki düşmeye işaret ederken, bu durumun faizlerin değiştirilmesini engelleyeceğini düşünüyor. Öte yandan ABD ekonomisindeki enflasyon baskısı da FED'in yeni bir hareket yapma ihtimalini zorlaştırıyor.

FED'in haziran toplantısından bir değişiklik kararı çıkmayacağını öngören analistler, daha sonraki hamleler için ise faiz artırımı ihtimaline dikkat çekiyor.

Özellikle enflasyonla mücadele için olası yeni hamlenin faiz artışı yönünde gerçekleşebileceğini kaydeden uzmanlar, şu ifadeleri kulanıyor:

"Ancak bu sefer de ekonomik büyüme ile ilgili problemler çıkacak. Bir taraftan yüksek petrol fiyatlarının yarattığı baskı, diğer yandan ekonominin yavaşlattığı çarklar FED'i zor durumda bırakıyor."

FED'in bugünkü toplantısından faiz değişikliği beklenmese de arkasından gelecek açıklama son derece önemli. Uzmanlar, FED'in açıklamada kullanacağı dilin yakından analiz edileceğini ve sözcükler arasında önümüzeki döneme yönelik faiz stratejisinin ipuçlarının aranacağını belirtiyor.

FED, geçtiğimiz yılın eylül ayında zayıflayan ekonomiyi canlandırmak ve resesyon kaygılarına son vermek için faiz indirimlerine başlamış ve yüzde 5.25 olan faizleri aradan geçen sürede yedi kez indirmişti.

 
 

Kundakta SSK’lı olana polis takibi

Polis, çocukları sigortalı yapan reklam ajansları ve aileler hakkında inceleme başlattı. Fiilen çalışmayan çocukların aileleri ve ajanslar için ’sahtecilik’ten dava açılacak...






BİR gün bile sigortalı olanların, 65 yaşta emeklilik getiren yeni sosyal güvenlik yasasına göre değil eski yasaya göre kadınlarda 58 ve erkeklerde ise 60 yaşında emekli olacağını duyan aileler, sigortalı işçi sayısını adeta patlattı. Bu yılın 1 Ocak - 30 Nisan tarihleri arasında tüm yurtta 18 yaşından küçük tam 106 bin 75 çocuk sigortalandı.. PTT’den gelen işe giriş bildirgeleriyle bu sayının daha da artacağı bildirildi.

Antalya’da 15 bin çocuk işçi

Yasadan etkilenmemek için sadece Antalya’da 0-15 yaşında 15 bin çocuğun aileleri tarafından sigortalı yaptırıldığı bildirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu Antalya İl Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Antalya’da 1 Ocak-30 Nisan arasında 75 bin kişinin yeni işe girişi bildirildi. PTT aracılığıyla da günde 2 bine yakın yeni işe giriş bildirgesi geldiğini ifade eden yetkililer, bunlarla birlikte yeni işe girişlerin 100 bini aşacağını belirtti. Yeni işe girişler arasında, yeni sosyal güvenlik kanunundan etkilenmemeleri ve erken emekli olmalarını sağlamak amacıyla aileleri tarafından bir iş yerinde çalışıyormuş gibi gösterilerek, sigorta kaydı yaptırılan 0-15 yaş arası 15 bin çocuk da var.

1000 YTL’ye SSK’lı yaptılar

Bu arada Antalya’da bazı reklam ajanslarının reklam filmlerinde çalışıyor gösterip, ailelerden 1000 YTL’ye varan ücret karşılığı çocukları şirkette oyuncu statüsünde gösterip, sigortalı yaptıkları tespit edildi. Şikayet üzerine, Antalya Organize Suçlar Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin, reklam ajansı işverenleri ve ailelerle ilgili ’sahtecilik’suçlarından inceleme başlattığı öğrenildi.

SGK da inceleme başlattı

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da çocukların, eski yasa hükümlerinin olanak sağladığı haklardan yararlanabilmeleri amacıyla sigortalı olarak çalışıyor gibi gösterilmeleriyle ilgili inceleme ve soruşturma başlatacak. SGK yetkilileri, incelemelerde çocukların ’fiilen çalışan’ olmadığının tespiti halinde işveren ve çocukların aileleri hakkında ’sahtecilik’ suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını açıkladılar.

Emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil neredeyse tüm Meclis başvurmuş!

Emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil neredeyse tüm Meclis başvurmuş!

YENİ yasadan etkilenmeden emekli olmaları için çocuklarını sigortalatanlara, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ’denetleme’ uyarısında bulunmasına Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel tepki gösterdi. Tezel, “SGK, çocuk işçilerin sigortası konusunda 10-12 bin çocuğu, anne babalarını, ve işverenleri sahtekar, düzenbaz, üçkağıtçı sayarak hepsini denetleyeceğim diyor. Ama ne ilginçtir, bu denetleyeceği kişilerin içinde Cumhurbaşkanımızın oğlu da var. Ancak SGK kastettiği kişiler içinde Cumhurbaşkanı’nın olduğundan yeni haberdar oldu. Haberdar olduktan sonra da sesini soluğunu çıkarmadı” dedi.
NTVMSNBC’ye konuşan Tezel, erken emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil, 10’dan fazla bakan, 100’den fazla milletvekilinin çocuğunun da sigortalı olduğunu söyledi.
SGK’nın 15 yaşın altında sigortalı olanların denetlenmesine ilişkin tutumunu yanlış bulan Tezel, çalışmadığı halde sigorta yaptırmanın bir cezası olmadığını sadece çocukların çalıştırılmaması gereken işyerlerinde çalıştırılmasının suç olduğunu söyledi. Tezel, “Çalışmadığı halde sigortalı olmanın veya sigortalı yapmanın cezası yok. Ancak kurum sigortalı çocuk sayısı artmasın tehditte bulunuyor. Mantıktan yoksun bir tehdit. Üstelik ‘ödediğin primleri geri al’ diyorsunuz” ifadesini kullandı.
Sigortalı olan çocukların sayısı hakkında da bilgi veren Tezel şunları söyledi: “2008’in ilk dört ayında çocuk çalışanların sayısı öyle çok fazla da değil. Genelgeye göre 15-17 yaş arası da incelemeye tabi değil. Öyleyse, incelenecek sayının yaklaşık 12 bin olduğunu söyleyebiliriz.“ Tezel, 12 bin çocukla ilgili denetimin en az 2-3 yıl süreceğini belirtirken, “Müfettişlerin başka iş yapmamaları lazım. SGK’nın hastane ve eczaneler tarafından dolandırılması da ayrı mesele. Bunları bırakıp, çocukların peşine düşecekler” diye konuştu. vatan,

Alo ben Bakan Tüzmen sana iş buldum

Kendilerini bakan, milletvekili veya parti
il başkanı olarak tanıtarak, telefon açtıkları kişileri işe yerleştirme
vaadiyle dolandırdığı" iddia edilen 5 kişinin, 238 yıl 9 aya kadar
değişen sürelerle hapse mahkum edilmesi talebiyle dava açıldı.

Cumhuriyet Savcısı Ahmet Adil Kubat'ın hazırladığı iddianamede, "Ali
Rıza Karaca ve Sinan Kartalmış'ın suç işlemek için örgüt kurdukları",
Halil İbrahim Erbay, Mehmet Alparslan ve Sabahat Kasap'ın ise "örgüte
üye oldukları" savunuldu.

İddianamede, "şüphelilerin, kendilerini 'Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen',
'Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu', milletvekili ya da parti il
başkanıymış gibi aradığı kişilerden işe yerleştirme vaadiyle menfaat
temin ettiği" öne sürüldü.

Şüpheli Sabahat Kasap'ın, telefon açtığı kişilere kendini bakan veya
milletvekilinin makam sekreteri olarak tanıttığı bildirilen iddianamede,
işe yerleştirileceğine ikna edilen kişilerden para almaya ise Kasap ile
Erbay ve Alparslan'ın gittiği kaydedildi.

İddianamede, "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt
kurmak ve üye olmak" suçlarını işlediği öne sürülen şüpheliler
hakkında, 238 yıl 9 aya kadar değişen sürelerle hapis talep edildi.

İddianamede, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar yazısı gönderen
Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu'nun, kendi ismini kullanan bazı şahısların
Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesi Başkonak Köyü Muhtarı Hasan Yurdağ'ı
arayarak, "işe yerleştirme vaadiyle kişi başına bin 843 YTL ve evrak
almak suretiyle vatandaşları dolandırdığını bildirdiğine" yer verildi.

İddianamede, 34 kişinin adı, "müşteki" sıfatıyla yer aldı.

Tutuklu bulunan şüpheliler, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde
yargılanacak.  vatan

Türk tarihini alt üst edecek iddia!

Bize hep "Türkler Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdi" diye öğretildi. Ama arkeoloji böyle söylemiyor. İşte gerçekler...

Prof. Dr. Ekrem Memiş, Türkler'in Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdiği ve bu zaferle Anadolu'nun 1071'de el değiştirdiği iddiasını çürüttü.

Arkeolojik buluntular ve bilgi, belgeler Anadolu'ya 1071 Malazgirt Zaferi'yle girilmediğini ortaya çıkardı. Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girildiği yanlışını düzeltmeye çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, "Anadolu Türkler'in ikinci yurdu değildir. Anadolu Türkler'in anayurdudur. Anadolu'da bundan 8 bin yıl önce de Türk devletinin varlığı belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış öğrencilere öğretiliyor" dedi.

ÇİVİ YAZILI METİNDEKİ TÜRK KRALI

Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Memiş, tezini belgelere dayanarak şöyle anlattı: "Elimizdeki metinler M.Ö.2 bin 200'lere ait bir olayı anlatıyor. Akat Kralı Mezapotamya'dan gelmiş. Fırat nehrini geçmiş ve Anadolu'ya geçmiş. Anadolu'da o zaman küçük küçük şehir devletleri var. Bu küçük şehir devletlerinden 17'si Hatti Kralı Pampa'nın önderliğinde bir araya gelmişler ve Akat Kralı'na karşı vatanlarını korumak için mücadele etmişler.



Bu 17 kraldan biri de çivi yazılı metnin 15. satırında geçen Türki Kralı İlşu-Nail'di. Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna şüphe yok. 2 bin yıl da buradan koyduğumuzda 4 bin 250 yıl önce Anadolu'da Türk kavmi olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor."

8 BİN YILLIK GEÇMİŞİ VAR

Memiş, bu Türk krallığının da Hurri isimli bir kavimden geldiğini belirterek, bu kavmin M.Ö. 3. binde yaşadığını ve dillerinin Türkçe ile aynı dil grubuna girdiğini söyledi. Türki krallığını oluşturan grubun bu kavimden geldiğini ileri süren Memiş, çok geriye gidildiğinde kavmin soyunun 6 binlere dayandığını anlattı. Memiş, “2 bin de milattan sonraki dönemi eklediğinde 8 bin yıllık geçmiş ortaya çıkıyor" dedi.

KÜLTÜRLERDE KOPUKLUK YOK

Yazılı metinlerden Hurriler’in geçmişlerinin 3. bine gittiğini kaydeden Ekrem Memiş, “Fakat işin bir de arkeolojik boyutu var. O günden bu güne gelen bir 3 kültür var. İlki neolitik köy kültürü. Onu takip eden 5 binlerde kalkolitik kültür var. Köylerin yerini şehirlere terk ettiği dönem. 3. dönem ise eski tunç çağı. Şehir kültürünün tamamen oluştuğu dönem. Bu üç kültür arasında hiçbir kopukluk yok. Bu kopukluğun oluşmaması kavmin değişmediğine işaret ediyor” dedi.

TÜRK ADINI TAŞIYAN iLK DEVLET: TURKiLER

Ekrem Memiş, Huriler'in Anadolu'nun doğu bölgelerinde yaşayan en eski sahiplerinden biri olduğunu ve Anadolu'nun Türkün ikinci vatanı olmadığı, hatta anayurdu olduğunu söyledi. Göktürk Devleti'nin de ilk Türk adını taşıyan devlet olduğu tezini de çürüten Memiş, Hureler'in devamı olan ve M.Ö. binlerde yaşayan Türki Krallığı'nın Türk adını taşıyan ilk devlet olduğunun altını çizdi.

YETKİLİLER KULAK VERSİN

"Türk tarihini Hunlar'la başlatıyoruz. Hunlar Orta Asya'da büyük bir devlet kurmuşlar ama ilk değiller. Yetkililerin bu serzenişe kulak vermesi gerek. Çocuklarımıza yanlış bilgiler veriyoruz. Biz buralara sonradan gelmedik. Hep vardık. Bu toprakların o tarihlerden bu yana bizim olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz. Ders müfredatlarına bunlar işlenmeli" diyen Memiş, yeni araştırmaları gözden geçirmek gerektiğini belirtti.